Showing posts with label haber. Show all posts
Showing posts with label haber. Show all posts

3/26/08

Çin Basınında Galatasaray

Bende şaşırdım yahu, ne arıyor dedim Galatasaray buralarda. Fenerli olmama rağmen bu haberi yazayım dedim, sonuçta oda ülkemin takımı. Tarafsız habercilik buna denir eminimsi, bizde sansür yok, Galatasarayı yazmaya da bilirdim kimsede neden yazmadın demezdi.

Çin Basınında Mehmetçik Güneş Operasyonu, Çin Basınında ve Çin'de Fenerbahçe, Çin Basınında Boğaziçi Üniversitesi Bosphorus University haberlerinden sonra şimdi de Galatasaray Çin basınının dikkatini çekti.

Alman koch Karl-Heinz Feldkamp ın bugün düzenlediği basın toplantısını konu alan haberde, Feldkamp ın gelecek sezon teknik direktörü kendinin seçeceği sözlerine yer verildi. Haber Çin'in ünlü haber ajansı xinhuanetin ingilizce sayfasında yer aldı.
Haberin tam metni burada.

Tibet Olayları ve Benim Bakış Açım

Öncelikle böyle bir yazı yazma gereği neden duydum. Eminimsinin şu yazıma yaptığı yoruma cevap vermek ve Tibet olayları hakkında son gelişmelerden haberdar etmek nedeni ile.

Eminimsi diyor ki,

tibet olayı için yapılan gösteriyi yazmamışsın.
Sansürcü gördüm seni...


Ben Türk basını gibi olaylar hakkında hemen vesvese yapmıyorum. Kesin hüküm olmayan olayları yazmama taraftarıyım. Olaylar sonuçlandıktan sonra bazı şeyleri yazıyorum. Olaylar hakkında resmi makamlardan açıklamalar geldikçe de yazılarımı yazmaya başladım.

Öncelikle Tibet olayları hakkında ilk yazım Türkiye'de nasıl vatandan toprak koparmaya çalışan PKK var ise Çinde de bunun Dalai Lama olduğuna dikkat çekmek için Türkiye'de PKK Çin'de Dalai Lama başlıklı bir yazı yazdım.

2. yazım Tibet Özerk Bölgesi Başkanı Qiangba Puncog'un açıklamasını direk blogumda yazdım.

Tibet olaylarında halkın huzurunu bozmaya çalışan Dalai Lama tarafından hazırlanmış ve Türkçeye çevrilmiş bir slayt elime ulaştı ve Türkiye'de Dalai Lama'nın Faaliyetleri diye bir yazı yazdım.

Umarım yeterli sayıda yazı yazmışımdır eminimsi. Peki olayların ardından Çin'de ne oldu.

Olaylara karışan 280 kişi gidip teslim oldu, teslim olanlardan bazılarının olaylara yasadışı eylemcilerin kışkırtmasıyla, bazılarının yasadışı eylemcilerin tehdidiyle katıldığı, bazılarının ise "Tibet'in bağımsızlığı"nı amaçlayan bölücüler tarafından kiralandığı bildirildi.

Şuan olayların gerçekleştiği Lasa'da yaşam normale döndü.

Peki ben olayı nasıl yorumladım. Türkiye için PKK ne ifade ediyorsa Çin için de Dalai Lama aynı şeyi ifade ediyor.

3/17/08

Tibet Olayları Hakkında Açıklama Geldi

Tibet Özerk Bölgesi Başkanı Qiangba Puncog, Beijing (Pekin) de düzenlenen basın toplantısında, Tibet'te son günlerde yaşanan olaylar hakkında bilgi verdi. Qiangba Puncog'un anlattığına göre, bazı Budist rahipler, 14 Mart sabahı saat 11 sularında Lasa'nın kuzeydoğusunda yer alan Ramoche Tapınağı'nda nöbetçi polise taşla saldırdı. Ardından eylemciler, sokaklarda toplanarak bölücü sloganlar attı, yağma ve kundaklama gibi şiddet eylemlerine başladı. Olayın büyümesiyle Lasa'nın başlıca caddelerinde yer alan dükkân, okul, hastane ve banka ile haberleşme tesisleri ve basın kuruluşları, eylemcilerin hedefi oldu. Telekomünikasyon şirketlerinin şubeleri ile hükümet binalarına saldıran eylemciler, yoldan geçen araçları ateşe verdi, vatandaşları dövdü.

Olaylar üzerine bölge yönetiminin yasalara göre gerekli müdahalede bulunduğunu kaydeden Qiangba Puncog, bu konuda şu bilgileri verdi:

"Tibet Özerk Bölgesi yönetimi ve ilgili kuruluşlar, derhal harekete geçerek yangın söndürme ve yaralıları tedavi etme çalışmalarını başlattı. Okul, hastane, banka ve hükümet binalarındaki güvenlik tedbirleri artırıldı; şiddete karşı yasalara uygun şekilde müdahale edildi. Bütün önlemler, toplumsal istikrarı, hukuk düzenini ve Tibet'te yaşayan bütün etnik gruplara mensup vatandaşların temel çıkarlarını koruma amacıyla alınmıştır. Yapılan müdahale sonucunda Lasa'daki ortam sakinleşti, toplumsal düzen yeniden sağlandı."

Olaylar sırasında yaklaşık 210 konut ve dükkân ile 56 aracın kundaklandığını, 13 masum vatandaşın yakılarak veya bıçaklanarak öldürüldüğünü belirten Qiangba Puncog, eylemcilerin dehşet verici yöntemlere başvurduğuna dikkat çekti. Bir masum vatandaşın eylemciler tarafından üzerine benzin dökülerek canlı canlı yakılmasını, görev başındaki bir silahlı polisin dövüldükten sonra kalçasından yumruk büyüklüğünde bir et parçası koparılmasını örnek olarak gösteren Qiangba Puncog, demokrasi ve hukukla yönetilen hiçbir ülkede böyle bir vahşete tahammül edilemeyeceğini vurguladı.

Bu ciddi olayın Dalay Lama Grubu tarafından ülkeyi bölme ve Tibet'teki birlik ve beraberliği bozma amacı doğrultusunda planlanıp yaratıldığına işaret eden Qiangba Puncog, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu vahim suç olayları, Dalay Lama Grubu tarafından planlanıp organize edilmiş ve kışkırtılmış, yurt içinde ve yurt dışındaki 'Tibet'in bağımsızlığı' yanlısı bölücü güçler tarafından el birliğiyle yaratılmıştır. Bunun amacı, Beijing'in Olimpiyat Oyunları'na ev sahipliği yapacağı bu önemli günlerde kamuoyu oluşturarak istikrarı bozmaktır."

Tibet Özerk Bölgesi yönetiminin bu suç olaylarına müdahalede yüksek sorumluluk bilinciyle hareket ettiğine, yasalara bağlı kalarak medeni biçimde davrandığına dikkat çeken Qiangba Puncog, müdahale sürecinde güvenlik güçlerinin hiçbir öldürücü silah taşımadığını ve kullanmadığını vurguladı.

Çin hükümetinin Tibet'in gelişmesine daima büyük önem verdiğini, bütün önlemleri alarak bölgede yaşayan vatandaşların yaşam düzeyini tarihte benzeri görülmemiş oranda yükselttiğini kaydeden Qiangba Puncog, Tibet'in istikrarını bozarak bölünme yaratmayı amaçlayan bütün girişimlerin kesinlikle başarısızlığa uğrayacağının altını çizdi.

Kaynak: cri.cn

3/4/08

Çin, Dışa Açılma Siyasetinde Israrlı

11. Çin Ulusal Halk Meclisinden son dakika haberleri gelmeye devam ediyor.. Bizde aynı hızda size duyurmaya çalışıyoruz..

11. Çin Ulusal Halk Meclisi 1. Toplantısı basın sözcüsü Jiang Enzhu, yabancı sermaye çekmenin, Çin'in dışa açılma siyasetinin önemli bir unsuru olduğunu, dışa açılma siyasetinde ısrar eden Çin'in, yabancı işadamlarının yatırımlarını beklediğini söyledi.

Sözcü Jiang, bugün (4 Mart) Beijing'de düzenlenen basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, geçen yıldan bu yana yabancı yatırımlarla ilgili politikalarda düzenlemeler yapıldığını; ilgili yasa, yönetmelik ve makro düzenleme önlemlerinin bazı yabancı yatırımcıları olumsuz etkilediğini, ancak bu önlemlerin daha adil, açık ve standart bir pazar ortamı sağladığını söyledi. Sözcü, uzun vadede bu önlemlerin yabancı yatırımcıların rekabet gücünün yükselmesine ve bu işletmelerin sağlıklı gelişmesine yardımcı olacağını ifade etti.

Kaynak:cri.cn

3/3/08

Çinliler Geliyor

Çin bu haber ile çalkalanıyor, Çin'de uygulanan doğum kontrol ve her ailenin tek çocuk uygulaması kalkacak mı? Evet yetkililer bu soruya kaçamak cevap verseler de kalkacağı yönünde haberler basında çok yer alıyor.

2007 de 2000 kişinin yasağı deldiğini ve ikinci çocuğu yaptığını duyurdu. Zengin olanların üçüncü çocukları yaptıkları da yapılan araştırmalar ile tespit edildi. Çin yönetimi bu yasağı halkın dinlemediğinden mi yoksa uzmanların bu yasağın sosyal hayatı zedelediği yönündeki söylemlerinden dolayı aldığı merak konusu. Şüphesiz bu karar tüm Çinlileri sevindireceğe benziyor. Üç çocuk yapıp hapis yatanlara da müjdeli bir haber :)

1/30/08

Çin büyükelçisi "Türk mallarına öncelik veririz"


Türkiye, dünyanın yükselen devi Çin ile kazan-kazan stratejisi çerçevesinde işbirliğini artırıyor. Tarihî dostane ilişkiler son dönemde ekonomik alana da iyice yayılıyor. İlişkilerin gidişatını Çin'in Ankara Büyükelçisi Sun Guoxiang ile konuştuk.
Kazan-kazan (win-win) stratejisi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile zihnimize yer etti. AK Parti hükümeti, yeni bir dış politika inisiyatifiyle ezber bozup Kıbrıs'tan Filistin'e, AB'den Irak'a, ABD'den İran'a bölgesel ve küresel sorunların çözümüne yeni bir ivme kazandırdı. Bu stratejiyle AB ve ABD'den önemli kazanımlar elde edildi. Ankara, uzun süredir diğer bir dünya deviyle de kazan-kazan tabanında buluşuyor. Güçlü tarihî bağları, dostane ilişkileri 'kazan-kazan' stratejisiyle askerî ve ekonomik alana da yayıyor. Aksiyon'u Çankaya'daki Doğu motifleriyle bezenmiş rezidansında kabul eden Çin Halk Cumhuriyeti'nin Ankara Büyükelçisi Sun Guoxiang, Pekin-Ankara yakınlaşmasından memnuniyetini dile getiriyor. Erdoğan'ın dış politikada başarıyla uyguladığını düşündüğü kazan-kazan stratejisine atıfta bulunarak, iki ülke arasındaki ilişkilerin yeni seyrini tarif ediyor.
Çin Halk Cumhuriyeti'nin Ankara'ya geçen yıl atadığı 'tam yetkili' Büyükelçisi Sun Guoxiang (55) sakin ve güler yüzlü tavrıyla, sıcak ve farklı bir tablo çiziyor. Türkçe 'hoş geldiniz' diyerek bizi karşılayan büyükelçi, Türkçe öğrenmeye çalışıyor, Türkiye'den söz ederken de 'ikinci vatanım' diyor. Büyükelçi, uzun yıllar Çin'de yaşayan Gazeteci Osman Erol'un akıcı Çincesini takdir ediyor. Sohbetimiz de Çince, Türkçe ve yer yer İngilizce olarak devam ediyor.
Okumaya düşkün olduğu bilinen Guoxiang, Çin'in kariyerli elçilerinden biri. ABD'deki John Hopkins üniversitesinde uluslararası ilişkiler yüksek lisansı yapmış. Yaşına rağmen oldukça dinç ve dinamik. Bir yılda Kütahya'dan Sivas'a, Trabzon'dan Nevşehir'e kadar hemen her ili gezmiş. Türk yemeklerinin lezzetli olduğunu söylüyor: "Ben de seviyorum yemeklerinizi. Çok çeşitli, zengin bir mutfağınız var; çok lezzetli. Ama bizim için çok fazla zengin!(Göbekleri gösteriyor)" Guoxiang, Ankara'dan önce Sri Lanka ve Maldivler Büyükelçisi olarak görev yapmış. Ankara'ya çok kısa zamanda uyum sağlamış. Türk arkadaşları bile olmuş şimdiden.
ÇİNLİLER DOĞRUDAN YATIRIMA GELİYOR
Büyükelçi, Türkiye-Çin ilişkilerinin karşılıklı saygı ve anlayışa dayandığını, 2007'de ilişkilerin daha da derinleştiğini vurguluyor. Geçen sene iki ülke arasında sadece bakanlar düzeyinde siyasi ve ticari 70'den fazla ziyaret yapıldığının altını çiziyor. "Bereketli bir yıl oldu" diyor. Büyükelçi, artan temasların iki ülke ilişkilerini sağlamlaştırdığını vurguluyor. Ticari ilişkilerin 2007'de rekor düzeye çıktığından övgüyle bahsediyor: "Ticaret hacmimiz 10 milyar doları aştı. Türkiye'nin Çin'e yaptığı ihracat da 2007'de yüzde 35 oranında arttı. Bu rekor bir artıştı. Bununla birlikte Çin firmaları Türkiye'de direkt yatırıma da başladı. Bu yıl (2007) imzalanan Ankara-İstanbul arasındaki hızlı tren projesi bu duruma en güzel örnek. Çin tarafı bu proje için 720 milyon dolar kredi sağladı. Bu, iki ülkenin bugüne kadar yürüttüğü en büyük proje oldu." Çin, son dönemde büyüyen ekonomisinin sağladığı 1,4 trilyon dolarlık döviz rezervinin bir kısmını diğer ülkelere doğrudan yatırım için kullanıyor. Büyükelçiye göre enerji ve ulaşım yatırımları öne çıkıyor.
Çin'in Türkiye üzerinde ticaret fazlası bulunduğunu, ikili ticaretin dengeye oturmadığını anlatan Büyükelçi Guoxiang, başka birçok ülkenin de aynı durumda olduğunu hatırlatıyor: "Ülkemin tüm dünyaya ticaret fazlası var. Bu durumun iki yönü var. Birincisi ucuz işçiliğimiz. Bir malı daha ucuza mâl ediyoruz. İkincisi de Çinli işadamları daha az kârla ticaret yapıyor. Bu da Çin'e ticaret fazlasını getiriyor. Az kâr, fazla ticaret stratejisidir bu."
TEKSTİLDE DOSTANE REKABET VAR
Büyükelçi Guoxiang, iki ülke arasındaki ticaret dengesizliğini gidermek için önerilerde de bulunuyor: "Türkiye de Çin'e mallarını satabilir. Zaten biz Türk mallarını görmek istiyoruz pazarımızda. Türkiye ticaret müsteşarı ile görüştüm. Biz aynı kalitede ve aynı fiyattaki mallar karşısında Türk mallarını tercih ediyoruz. Piyasamıza girmeniz için sizin mallarınıza öncelik vermek istiyoruz. Türk ticaret müsteşarları Çin'e satılabilecek Tük mallarının istişaresini benimle yapabilirler." Büyükelçi Guoxiang, Türkiye ile kazan-kazan tabanında her yönlü projeye sıcak baktıklarını hatırlatıyor. Elçi, Çinli firmaların 2008'de Türkiye'deki yatırım imkânlarını takip ettiğini, enerji ve ulaştırma sektöründe iş almak isteyen firmalar olduğunu söylüyor.
Tekstil konusunda iki ülkenin de önemli bir üretici konumda olduğunu ve üreticilerin rekabet içinde bulunduğunu kabul eden Büyükelçi Guoxiang, her iş alanında rekabet olabileceğini; ama dost ülkelerin bunu birbirini yıpratmadan yapabileceğini vurguluyor. Büyükelçi, tekstil sektöründeki rekabetin Türkiye ile Çin arasında farklı geliştiğini vurguluyor: "Dünyada yaşananın tersine, aramızda yıkıcı değil, tatlı, dostane bir rekabet var. Türkiye ile Çin arasında tatlı rekabet var. Zaten dost ülkeler arasındaki rekabet dostça olur. Kazan-kazan ilkesiyle ticaret yapmamız lazım. Bizim görüşümüz tekstil konusunda kotalar gibi sorunları istişarelerle giderebiliriz. Mesela ben Türk tekstilcilerle görüşüyorum bu konuları. İki tarafın da çıkarına çözümler bulabiliriz."
Somut projeler konusunda detayları konuşmayı ilgililere bıraksa da Büyükelçi Guoxiang, savunma alanında ve askerî alanda da Çin ile Türkiye'nin önemli bir işbirliği bulunduğunu aktarıyor. Askerî heyetlerin uyum içinde çalıştığını belirtiyor Çinli Büyükelçi: "Ordularımız arasındaki ilişkiler oldukça iyi düzeyde. Askerî ticaretimiz ve savunma anlaşmalarımız mevcut. Çin'in savunma sistemlerinin kalitesi ve makul fiyatta olması Türkiye için önemli bir avantaj. Bu tür teknolojilerin gelişmiş de olması lazım. Birbirimize bu konuda güveniyoruz; çünkü ortak çıkarlarımız var."
DİYALOG KAPISINI EĞİTİMCİLER ARALIYOR
Çin ile Türkiye eğitim ve kültür alanında da karşılıklı olarak faaliyetlerde bulunuyor. Eğitimciler ikili ilişkileri güçlendiriyor. Çin'de her yıl Türk kültürünü tanıtan programlar düzenleniyor. Bu etkinlikler çerçevesinde Türk mutfağı, Türk müziği, halk oyunları vb. alanlarda tanıtım yapılıyor. Çin'deki üniversitelerde Türkoloji bölümleri de bulunuyor. Burada okuyan çok sayıda Çinli öğrenci Türkiye üzerine çalışmalarda bulunuyor. Büyükelçi Guoxiang de bu faaliyetlerden övgüyle bahsediyor. Türkiye'de bulunduğu sürede Türk eğitim sistemini yakından incelediğini belirten Elçi, "Eğitim sisteminiz etkileyici. Birçok rektörünüzle görüştüm ve birçok kampüsü gezdim. Bu alandaki işbirliğinin daha da geliştirilmesi lazım. Bu istek doğrultusunda bir anlaşma yapıldı ve ODTÜ'de Konfüçyüs Enstitüsü kuruldu. Diğer üniversitelerden de bu yönde talepler geliyor. Çince öğrenmek için ülkemize gelen Türklerin sayısı her geçen gün artıyor. Her sene 100'den fazla öğrenci geliyor Çin'e. Burs verdiklerimiz de var. Bu faaliyetler diyalog kapısıdır. Bu kapıyı daha fazla açmak istiyoruz. Daha fazla Türk'ün Çin'e gelmesini istiyoruz. Biz deriz ki, gitmek gitmemekten daha iyidir." Bununla birlikte Çin Uluslararası Radyosu'nun internet üzerinden de desteklenen Çin Dili ve Kültürünü tanıtmaya yönelik Türkçe yayınları ilgiyle izleniyor. Yazının devamını oku...


Kaynak: Aksiyon

9/27/07

Çin’de dördüncü uzay üssü


2010’a doğru faaliyete geçirilmesi planlanan üsten, toksik etkiye yol açmayan, çevreyi kirletmeyen yeni nesil füzeler fırlatılacak.
Ay’a gitmeyi hedefleyen Çin, dördüncü uzay üssünü kurmayı kararlaştırdı. “China Daily” gazetesinin yazdığına göre, ekvator çizgisine diğer üç uzay üssünden daha yakın olacak fırlatma üssü, güneydeki Hainan adasında bulunan Veçang yöresine inşa edilecek. Üs, 2010’a doğru faaliyete geçirilecek.
Üste iki fırlatma rampası ve bir montaj fabrikası bulunacak. Üsten, toksik etkiye yol açmayan, çevreyi kirletmeyen yeni nesil füzeler fırlatılacak.
Uzmanlara göre, fırlatma işlemi için en uygun bölge ekvator. Füze, ekvatordan fırlatılınca dünyanın dönme hareketinden doğan itme gücünden daha fazla faydalanıyor.
Çin, son üç yıl içinde yörüngeye iki sefer düzenleyerek ABD ve Rusya’dan sonra uzaya kendi imkanlarıyla insan gönderen üçüncü ülke olmuştu.
Çinliler, Ay’a da insan göndermeyi tasarlıyor. Bu amaçla bu yıl içinde Ay’a keşif uydusu yollayacaklar.

Kaynak : NTV