Showing posts with label çinliler. Show all posts
Showing posts with label çinliler. Show all posts

3/28/08

Zuchex'in Ardından ve Fuardaki Çinliler

İlk defa bir fuara katılımcı olarak katılıyorum. Cuma sabahı satış müdürü murat abimiz Edirnekapı'dan alıyor beni. 4. holden fuara giriyorum girer girmez Çinli firmaların stantları ile karşılaşıyorum, tabi içimde bir sevinç beliriyor bu fuar eylenceli geçecek :) Çinliler çok tembeller, sabah 10 a doğru geliyorlar akşam 6 olunca kapatıyorlar. Biz sabah 8 de fuardayız akşam 7:30 da kapatıyoruz.

Kuru pastaları almak için arabaya giderken bir anda BOSPHORUS İç ve Dış Ticaretin standını görüyorum. Bu firmanın sahibi Pınar ablamız ile aynı dönem çin kültür merkezinde beraber okuyorduk, kendisi ara verip tekrar başlasa da işlerinin yoğunluğundan tekrar bırakmış. Sonra uğrarım diyerek işime bakıyorum. İlk gün açıkcası çok müşteri beklemiyorum, yanıldığımın farkındayım galiba müşterilerin ardı arkası kesilmiyor. Öğleden sonra bir ara BOSPHOUS uğruyorum ama Pınar ablamız meşkul yanında çalışan bir beyefendi ile biraz muhabbet ediyoruz. Oradan Çin'den gelen 12 firmanın bulunduğu 4. hole geçiyorum, güzel kız olan bir standa giriyorum. Girer girmez hemşeriler muhabbete başlıyor :)
- Hello
Aynı şekilde cevap veriyorum, sonra Çince Türkiye'ye hoş geldiniz diyorum, 2 hatun birlikte gülmeye başlıyorlar.
- Çinc biliyormusun ?
- mama huhu (öyle böyle)
Tekrardan gülüyorlar iyice kıllandım yaw :( Kızlar güneyden geldiklerinden şivelerini anlamakta zorlanıyorum, birde gülüyorlar. Hep o güzel hatun için katlanıyorum bunlara :)
Kızlar sıkıldığımı anlıyorlar, ne iş yaptığımı soruyorlar. Hem okuyup hem çalıştığımı söylüyorum, seni yakalamam için benimde çok çalışmam lazım diyor güzel hatun. Ben kıza sarkacaktım ama o bana asılmaya başladı bile :) Hep Çince konuşmuyoruz bu arada hangi dilde anlaşıyorsak gidiyoruz :) Bazen çince söylediklerini anlamıyorum ingilizce söylüyorlar v.s :) Sonra görüşürüz diyerek stantlarından ayrılıp stantımıza gidiyorum.

İlk gün çıkmaya yakın kokteyl olduğunu haber veriyorlar ve kokteyle gidiyoruz. Kokteyl de et ön planda cıbıldak karılar var, içimden diyorum ömer motor fuarına gitti hatun çekip bloguna koydu, bende çekiyim şu hatunu diyorum. Çekmesine çekiyorum ama kızın giydiği etek kalçasını yarım kapattığından bloguma koymuyorum. Züccaciyeciler de tuaf insanlar parayı bulunca karıya kıza yedirmeyi seviyorlar, hee birde kanton fuarları var oraya gidince masaj salonlarından çıkmıyorlar.

Diğer günler de ilk günkü gibi yoğun ve yorgun geçiyor arasıra çinlilerin yanına uğruyorum, msn adreslerini aldım muhabbete artık sanal alemden devam ediceğiz.

Fuardan önce bana fuar var 5 gün boyunca fuarda olacağımızı söylüyorlar, cuma cumartesi pazar ve pazartesi derslerimi aksatacağımı ama salı günü muhakkak adem elikaranın dersine gitmem gerektiğini kendilerine söylüyorum. Bunu ilk başta kabul etselerde pazartesi günü yarın okula gitmek yok diyor patron. Bende okula gitmem gerektiğini gitmediğim takdir de okulumun 1 sene uzayacağını söylüyorum. Kimsenin beni anlamasını beklemiyorum, bana yarın okula gidersen bundan sonra okul hayatında başarılar dilerim deniyor. Sen bunu bir düşün yarın kararını ver görüşelim diyor. Benim ideallerim var bu ideallere giderken çizmiş olduğum hedeflerim var, açıkcası hedeflerimden hiç bir surette kimse beni saptıramaz. Hedeflerimden biri bu sene okulumu bitirip Çin'e gitmek... Neyse bana göre çook komik onlara göre haklı bir neden den anlaşarak abi kardeş gibi ayrılıyoruz... Burada daha traji komik açıklamaları yazmıyorum, çünkü kendisini bir insan bir abi olarak seviyorum ama bazı konularda eleştiriyorum oda bazı konularda beni eleştiriyor. Sonuçta kimse 4*4 lük değil, sağlık olsun diyoruz. Sonuç artık serbesim, aynı sektörden hemen bir iş teklifi alsam da vizeler yaklaştığından derslerime çalışıp dinlenmeyi tercih ediyorum. Vizelerden sonra orada işe başlamayı düşünüyorum.

3/15/08

Yunnan'ın Çay İçme Kültürü 3 Aşamalı Çay

Çin'in Yunnan bölgesi çay ile meşhur 26 etnik grubun yaşadığı egzotik bir yermiş. Ben gitmedim, çayı çok seven yunnan halkının yaşadığı yer yalnızca çay ağacının beşiği değil, dünyada çayın taşındığı en tehlikeli yollardan biri olan "Chamagudao"nun da kaynağımış. Yunnan hakkında kısa bir açıklama yaptıktan sonra Yunnan halkının çay kültürü hakkında bir şeyler karalayacağız.

Yunnan'ın Dali kentinde yer alan tanınmış Cang Dağı'nın eteğinde, konuksever Bai etnik grubu, misafirlerini bölgeye özgü "Üç Aşamalı Çay"la karşılıyor.

"Üç Aşamalı Çay"ın ilk çayı, acı çay olarak adlandırılır. Bu, bir insanın, acı çekerek başarıya ulaşmasını simgeler. İlk önce kaliteli yeşil çay, toprak kap içine konulur ve ateşte kızdırılır. Çay yaprakları sararınca ve çay kokusu etrafa yayılınca, az miktarda kaynar suyla demlenir ve ateşte biraz daha ısıtılır. Çay suyu kehribar rengine dönüştüğünde çaydanlığa konulur ve ikram edilir.

Yaşamın önce acı sonra tatlı olması anlamına gelen ikinci çay, ilk aşamada hazırlanan çaya şeker, ceviz ezmesi ve susam tozu gibi malzemeler eklenerek hazırlanır.

Üçüncü çayın hazırlanması ise şöyledir: Çay suyuna siyah şeker, bal ve biber gibi malzemeler eklenir. Hem güzel kokulu ve tatlı, hem de biraz acı olan üçüncü çay, insanların kazandığı başarılardan tat almalarını simgeler

Rivayete göre, "Üç Çay", Çin'in eski çağlarında Nanzhao kralının değerli konuklarını ağırladığı bir çay içme törenidir; daha sonra halk arasında yaygınlaşmış ve günümüze kadar gelmiştir. İlk çayın acı, ikinci çayın tatlı ve üçüncü çayın tadının ağızda uzun süre kalması "Üç Çay"ın özelliğidir.

Kaynak : cri.cn den derlenmiştir.

3/3/08

Çinliler Geliyor

Çin bu haber ile çalkalanıyor, Çin'de uygulanan doğum kontrol ve her ailenin tek çocuk uygulaması kalkacak mı? Evet yetkililer bu soruya kaçamak cevap verseler de kalkacağı yönünde haberler basında çok yer alıyor.

2007 de 2000 kişinin yasağı deldiğini ve ikinci çocuğu yaptığını duyurdu. Zengin olanların üçüncü çocukları yaptıkları da yapılan araştırmalar ile tespit edildi. Çin yönetimi bu yasağı halkın dinlemediğinden mi yoksa uzmanların bu yasağın sosyal hayatı zedelediği yönündeki söylemlerinden dolayı aldığı merak konusu. Şüphesiz bu karar tüm Çinlileri sevindireceğe benziyor. Üç çocuk yapıp hapis yatanlara da müjdeli bir haber :)

2/26/08

Türkiyede Çinlilerin Bahar Bayramı Kutlamaları

Bir bakıyorum Çin Kültür Merkezinden bir mail geliyor. Yavuz Bey, 17 şubat 2008 de Bahar Bayramı kutlamamıza davetlisiniz, hazırlıklar sıkı bir şekilde yapıyorlar. Yoğun kar yağışından dolayı bir gün öncesinden ertelendiğini söyliyorlar. Başlıyorum Çin kültür Merkezini eleştirmeye, kurban bayramını erteliyoruz mu diyorum, yanımda bulunan bir arkadaştan şipşak cevap geliyor yavuz fare mi kesiceksiniz :) Türkiyede ilk defa olan bir olaya canlı şahit olmak üzere 23 şubatta Çin Kültür Merkezine gidiyorum. Mustafa Beyle biraz muhabbet ettikten sonra bayram kutlamalarına çağırıyorlar. Aslen Uygur Türkü olan ama doğma büyüme shanghai le olan Yaya (Süreyya) hoca başlıyor anlatmaya. Çinlilerin geleneksel yıllarını nasıl kutladıklarını anlatıyor. Çince olarak herkes kendini tanıtıyor, wo jiao yavuz selim :) Ben yavuz selim, Çince ismim youyou :). Bu ismi bana wang xue taktı, gözler wang xue yi arıyor, o sırada erkek arkadaşı ile ayak üstü başlıyoruz konuşmaya. Sonra tabi başlıyor yarışmalar. İlk yarışmamız kuaizi (yemek çubuğu) larla fındık yemek :) 1 dakika içinde en çok kim fındık yiyecek gönüllü arkadaş arıyorlar, ben katılmam böyle şeylere gençler varken. 2 bayan 1 erkek arkadaşımız yarışıyor, her yerde erkekler 1. olduğu gibi burada da erkek arkadaşımız 1 dakika da kuaizi ile 26 tane fındık yemeği başararak 1. oluyor. Ben evde denedim 33 taneyi ağzıma atabiliyorum ama yiyemiyorum :) önemli olan onu ağzınıza götürmek.
Sonra herkese bir zarf dağıtıyorlar, normalde içinde para oluyormuş Çin’de ama bu zarfların içine Çin’in 12 hayvanlı takvimindeki resimleri koyuyorlar. Fare çıkan hediye alacak, aynı zamanda fare çıkması demek o sene senin çok şanslı olacağın anlamına geliyor. Ben doğuştan şanslıyım gerek yok böyle şeylere :) bana At çıkıyor. Çinlilere göre şansız olacağım galiba. Fare ming hoca ile bir bayan arkadaşımıza çıkıyor. İnşallah dedikleri doğrudur da şanslı bir yıl geçirirsiniz. Aman Allahım hediyelere bak, inanamıyorum bir paket Pınar marka beyaz peynir hehe :) Gülmekten artık yanımdaki kıza sarılacağım yere düşmemek için, kız yok ama olursa diye hayal etmiştim hehe :) Buradan Çin kültür merkezini kınıyoruz, tüm sınıflarda çoğunluk kızken üvey kur olarak bizim kurda bir tane kız yoktu hemde 6 kur boyunca :( Bu 18 ay demek… Tüm eski arkadaşlar olarak eleştiriyoruz. Neyse efendim bu peynir iş şakaymış sonra onlara gerçek hediyeleri veriliyor.
Yaya hoca hep konuşuyor :) sustuğunu görmedim. Fener bayramı kutlamalarının vaz geçilmezi olan bilmeceler başlıyor. 16 tane eski Çince karakteri asılmış duvarlara elinize bir kağıt veriyorlar orada yeni karakterler yazıyor. Siz mantığınızı kullanacaksınız yada şekillere yorum yapacaksınız eski karakterlerle yeni karakterleri karşılaştıracaksınız tam 8 dakikanız var yapmanız için hadi kolay gelsin. Ben fırsattan istifade ming hocanın yanına gidiyorum. Benim bloguma yorum bırakarak benim hatalarımı düzelten bir hocamız ama beni sima olarak tanısa da normalde tanımıyor. Sonra bu blogu benim yazdığımı öğrenince şok oluyor. Kendisine yardımlarından dolayı teşekkür ediyorum. Ne çabuk doldu 8 dakika geri sayım başlıyor; wu(5), sı(4), san(3), er(2), yi(1), ling(0) … Yaya hoca başlıyor kağıtları toplamaya, o an çok güldüğüm bir cümle çıkıyor ağzından “adını yazmayanın kağıdını okumam” demek bu cümleye Çin de rastlayacağız önümüzdeki aylarda.
Nevaleye yakın olan bir yere oturup atıştırayım diyorum, Yaya hocanın yaptığına bak balon getiriyor. Bir bakıyorum sehpa önümden gidiyor :( sehpa önemli değil de bari keki götürmeseler :) Neyse sıradaki yarışma için hazırlık yapıyorlar bu arada ming hocanın erkek arkadaşı ile konuşuyoruz. Sıradaki yarışma 5 kişi yarışacak yarışmacıların her ayağına 2 tane balon bağlıyorlar. Amaç 1 dakika zaman var ve herkes birbirinin balonunu patlatacak ama aynı zamanda kendi balonunu muhafaza etmesi gerekiyor. Ming hocanın erkek arkadaşı sende katılsana diye beni sıkıştırıyor, beraber katılalım diyorum kabul etmiyor. Kızlar yine çok atılgan 5 yarışmacıdan 4 ü kız bir tane erkek katılıyor ama oda zorla. Erkeğin ayağına bağladığı balonların şaibeli olduğunu yarışma başlamadan söylüyorum. Yarışma sonunda herkes o erkeğin ayağına saldırsa da erkek kazanıyor. Uyanık arkadaşımız havası inmiş balonları takmıştı en başta söyledim ben :) Yarışmadan sonra bile üzerinde 2 defa zıplayınca zor patlıyor. Bayramın son dakikalarına giriyoruz her hoca bir özlü söz söylüyor. Sonra ming hoca sağ elini yumruk yapıyor, sol elini yumruk yaptığı eline koyarak hafifçe eğilerek gongxi gongxi diyor. Çinliler böyle yapıyorlarmış. Sonra herkes gongxi gongxi diyor.

Evet bana hiç hediye vermiyorlar :( Yaya hocayı yüksek level de kınıyorum bana bir kuaizi çubuğu bile vermedin :( Mustafa bey imdadıma yetişiyor, ufak üzerinde Çince yazılar yazan Çin fenerine benzeyen bir zımbırtı veriyor gönlümüzü alıyor.

Ben yine Mustafa beyi eleştiriyorum ne yapsa yaranamıyor bana hehe :) 2 tane büyük ejderha varmış onları saklamış ne güzle ejderha dansı yapacaktık. Bir bayramında burada sonuna geliyoruz. Bu sene Türkiye’de ilk defa kutlanıyor, kısa bir hazırlık yapıldığından ve yer sıkıntısından dolayı Çin deki kutlamalar gibi olmuyor. Ama gayet eğlenceli ve süper bir kutlamaydı emeği geçen herkese teşekkür ediyorum bana hediye vermeyen yaya hoca hariç:)

İrfan Beyle Ali Beyi göremedim, buradan onlarında bayramlarını kutluyorum. Murat abi ve tüm üvey kurunda bayramı mübarek olsun :) Tüm Çin Kültür merkezi ailesine de nice senelere diyorum.

Sağlıcakla ;

1/23/08

Çinde Kış Manzaraları


Bu konuyu pek de yazmayı düşünmüyordum aşağıdaki fotoları görene kadar. Her akşamki gibi Çin haber ajanslarına göz gezdirirken gördüğüm fotolar beni yazmaya teşvik etti. Çin bu sene en ağır kış mevsimlerinden birini yaşıyormuş. Öyleki Çin'de tüm yerel yönetimler alarm da 24 saat hizmet vermekteler. Yıkılan elektrik direkleri tel kabloları v.s. hiç vakit kaybetmeden onarılma talimatı verilmiş. Hazırlıklar tam gaz devam ederken gördüğüm bu fotolar beni şaşkına çevirdi.
Yanda bulunan foto kış şartlarının ne kadar ağır geçtiğini göstersede aşağıda çalışan Çin polis teşkilatı bu soğuktan fazla etkilenmişe benzemiyor. Yorum sizin.


9/18/07

Çinli kadınlar pırlanta aşkıyla yanıyor


Çin gençliği arasında pırlanta merakı artıyor. Dünyanın en büyük beşinci elmas pazarı olan Çin'in zengin kesiminde, pırlantaya yılda kişi başı yaklaşık 2 milyon dolarlık harcama yapılıyor.
Çinli kadınların artan pırlanta merakı, uluslarası mücevherat şirketlerini de bu ülkeye yönlendiriyor.
Hong Kong Moda Fuarı'nda, "Ponhalo" adlı 15 milyon dolarlık pırlanta kolye Çinli müşterilerin beğenisine sunulmuş durumda.
Fuarda, üzerinde bin 615 pırlanta taşıyan bu setin yanı sıra 87 pırlantayla oluşturulmuş bir taç da sergileniyor.
Firma yetkilileri, Çin pazarında bu fiyattaki ürünlerin yer bulabildiğini belirtirken, en çok talebin pırlanta yüzüklere olduğunu söylüyor:
"Çinli müşterilerimiz birbirlerine 'evlenirken bir pırlanta yüzük alıp almadıkları'nı soruyor. Sonra devam ediyorlar; 'peki senin pırlantan ne kadar büyük?'"
Hindistan'ın ardından ikinci en hızlı büyüyen pırlanta pazarı olan Çin'in yeni gelişen zengin kesiminde pırlantaya olan talebin giderek artacağı tahmin ediliyor.
Kaynak: CNN TURK

9/17/07

Çin'de borsalı hayat


Çok değil 30 yıl kadar önce, 1976’da Çin’de meydana gelen Tangshan depreminde kimilerine göre 250 bin, kimilerine göre ise 500 bin kişi hayatını kaybetmişti.
Böylesine büyük bir felaketle ilgili haberlerin Çin dışına ulaşması haftalar sürmüştü.
O zamanlar böylesine kapalı olan Çin’de günümüzde yaşananlar aynı anda tüm dünyada duyulmakla kalmadığı gibi, diğer ülkeleri de bir ölçüde etkiliyor.
Bunun son örneği geçen 30 Mayıs günü yaşandı.
Pekin yönetiminin borsa işlem vergilerini üçe katlaması üzerine borsanın ana endeksi yüzde 6,5 düştü.
Bu gelişme dünyanın diğer borsalarında da düşüşe yol açtı.
Benzer bir olay 27 Şubat’ta da yaşanmış ve Şanghay borsası yaklaşık yüzde 9 düştüğünde tüm dünya piyasalarında panik satışı başlamıştı.
Herkesin aklında 1997’deki Asya krizi vardı.
Bu dönemin kötü hatıralarının yanı sıra Çin’in bu krizden çabuk kurtulduğu da herkesin hafızasındaydı.
Ancak bazı ekonomistler Çin’in o krizde sağladığı başarının, o yıllarda ülkesinde fazla yabancı yatırım olmamamasından kaynaklandığı ve bu nedenle bunun olası bir krizden kurtulmak için garanti olamayacağı görüşünde.
Sabır Çin kültürünün temel özelliklerinden biri olarak gösteriliyor.
Bu özellikten de kaynaklanarak Çinliler tasarrufçu bir ulus olarak tanınıyor.
Ancak tasarruf için fazla seçenekleri olduğu söylenemez.
1970’lerin sonunda başlayan reform ve dışa açılma uygulamaları özellikle genç kuşağın alışkanlıklarının değişmesine yol açtı.
Mevduat faizlerinin düşük olmasının da etkisiyle daha fazla ve daha çabuk kazanmak isteyenler borsaya yöneldi.
Gençlerin tercihi.Tabii bu kesimin büyük bölümünü, temkinli olmalarıyla bilinen eski kuşak değil, yeni dönemin atak ve sabırsız gençleri oluşturuyordu.
Borsa yatırım yapmak veya tasarruflarını değerlendirmek isteyenlerin hedefi olduğu kadar, meslek seçiminde de ilk sıralara yükseldi.
Yabancı dil bilen, eğitimli gençler meslek seçiminde borsaya yöneldiler.
Çin'in parlak gençleri meslek olarak da borsayı tercih ediyor.
Tabii bu kararlarında birkaç yıl içinde villa veya lüks araba sahibi olan ve banka hesaplarında binlerce dolar bulunan yaşıtlarının etkisi yadsınamaz.
Her ne kadar eski kuşak temkinli olsa da, aralarında bu yeni eğilimin nimetlerinden yararlanmak isteyenler yok değil.
Çinli bir dostum, eskiden muhasebeci olan 74 yaşındaki babasının 10 yıldır borsayla ilgilendiğini ve her gün saatlerce ders çalışır gibi borsa analizlerini incelediğini anlattı.
Çin borsasında uzun süredir kuruluşların sermayesi ağırlıktaydı.
Ancak Mayıs ayında bireysel yatırımlar çoğunluk durumuna yükseldi.
1,3 milyar nüfuslu Çin’de 100 milyon kişi borsaya yatırım yapıyor.
Resmi rakamlara göre, Çin’de her gün 300 bin kişi işlem yaptırmak için hesap açıyor.
Hatta bunlar arasında evlerini ipotek ettirenler veya bankadaki parasını çekerek borsaya yatıranlar da var.
Artık 'altın hafta' var
Bazı Çinli uzmanlara göre bu durum Çin ekonomisinin geleceğine duyulan güvenin göstergesi.
Birçok Çinli olası bir krizde hükümetin gerekli önlemleri alacağını düşünüyor.
Zira Çin’de hükümetin tüketim alışkanlıkları üzerinde küçümsenmeyecek etkisi olduğu söylenebilir.
1990’lı yıllarda Çin hükümeti ekonomiyi canlandırmak için vatandaşlarından yastık altındaki paralarını harcamalarını istemişti.
Bunun sonucunda konut, dekorasyon ve turizm gibi sektörlerde patlama yaşandı.
Çinliler yılda üç kez 'altın hafta' denilen birer haftalık tatillerle tanıştılar.
Çin Yeni Yılı’nı ailece karşılama geleneğine rağmen, bu tatilde seyahate çıkanların, hatta yurt dışına gidenlerin sayısı hayli arttı.
Kamuoyunda Şanghay borsasındaki son düşüşün hükümetin Çin hisse senetlerindeki aşırı hızlı artışları frenlemek amacından kaynaklandığı görüşü hakim.
Hükümetin koruyucu kanatlarına rağmen, Çin’in girdiği yolda zaman zaman sıkıntılar yaşaması kaçınılmaz.
Kısa vadede büyük bir kriz bekleyenlerin endişelerinin yersiz olduğunu, olası küçük ve orta ölçekli dalgalanmaların eşyanın doğasına uygun olduğunu söyleyebiliriz.

Kaynak:BBC Kamil Erdaloğlu Pekin

9/13/07

Çinde Toplum İçinde Nasıl Hareket Etmelisiniz!...


Çinliler selamlaşmak iin başlarını ya da gövdelerini hafifçe öne eğerler. El sıkışmak da yaygındır ama bu hareket için karşı tarafı beklemelisiniz. Bir okul, tiyatro ya da bir iş yerine geldiğinizde "hoş geldiniz" anlamında alkışla karşılanabilirsiniz. Böyle bir durumda siz de cevap olarak alkışlamalısınız.
Çinliler, özellikle daha yaşlılar otorite sahibi olanlar, yabancılar tarafından doknulmaktan hoşlanmazlar.
Çinde sokakta tükürmek normal karşılanabilir.
Giyinirken donuk ve muhafazakar renkleri seçin. Parlak renklerde giyinmek uygunsuz olabilir. Kadınlar da iş sırasında düz, topuksuz ayakkabıları tercih etmelidirler.
Kaynak: Çin Kültür Merkezi, İş Adamının Çince El Kitabı.