Çin Ticaret Bakanlığı'na bağlı Ticareti Araştırma Enstitüsü Çok Uluslu Şirketler Araştırma Merkezi Başkanı Wang Zhile 14 Mart'ta, Çin'de işgücü maliyetinin artmasına rağmen, halen belli avantajlar bulunduğunu belirtti. Çin'in endüstriyel düzeyinin yükselme adımlarının hızlanması ve ülkenin orta ve batı kesimlerinin gelişmesine hız verilmesiyle birlikte, yabancı sermaye için büyük gelişme alanı varlığını sürdürüyor.
Wang, Çin Komünist Partisi'nin 17. Ulusal Kongresi'nde okunan rapora göre, Çin'de kendi olanaklarına dayanarak yenilik yaratma çalışmalarına ağırlık verileceğini, endüstriyel düzeyin yükselmesine ve bölgeler arasındaki uyumlu gelişmeye hız vereceğini, böylece yabancı sermaye ve yeni teknolojiye yönelik ihtiyacın artacağını ve yabancı işletmelerin ilhak şansının çoğalacağını kaydetti. Wang, tüm bunların, yabancı yatırımcıların Çin'e yönelik yatırımlarının artmasını sağlayabileceğini ifade etti.
Çin Ticaret Bakanlığı'nın istatistiklerine göre, geçen Ocak ve Şubat aylarında, ülke çapında fiilen kullanılan yabancı sermaye, geçen yılınaynı dönemine oranla yüzde 75.19 artarak, 18 milyar 128 milyon Amerikan dolarına ulaştı.
Birleşmiş Milletler Ticaret Geliştirme Örgütü tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, Çin, küresel çokuluslu şirketlerin yurt dışında araştırma-geliştirme merkezi kurmak için ilk tercih ettiği yer olmaya devam ediyor. Çok uluslu şirketlerin yüzde 62'i Çin'i, 2005-2009 yılları arasında araştırma-geliştirme merkezi kurma yeri olarak seçti. Bu, Çin'deki yabancı işletmelerin ekonomik işleyiş durumunun iyi olduğunu gösteriyor.
Çin Ticaret Bakanı Chen Demin, yabancı yatırımcıların, Çin ekonomisi, RMB'nin değer kazanması ve orta ve batı kesimlerine yönelik yatırıma teşvik politikasına iyimser baktıklarına işaret ederek, bu faktörlerin Çin'de fiili yabancı sermayenin artmasını sağladığını kaydetti.
Reform ve dışa açılma siyasetinin uygulandığı 30 yıl içinde Çin, yabancı sermaye çekme açısından üst üste 14 yıldır gelişmekte olan ülkelerin başında yer aldı. Dünyanın güçlü 500 işletmesinden 490'ı, Çin'in iç kesiminde işletme ve kuruluş kurdu. Çok uluslu şirketler, Çin'de 1160 araştırma-geliştirme merkezi kurdu.
Kaynak: Çin Devlet Radyosu cri.cn
3/20/08
Yabancı Sermayenin Çin'de Büyük Gelişme Alanı Bulunuyor
Gönderen ceoyavuz zaman: 1:50 AM 0 yorum
Etiketler: çinde yatırım, çine yatırım, dış pazar, dış yatırım, dünya ticareti, iş hayatı, iş kurmak, ticaret, yabancı sermaye, yabancı yatırımcı, yatırım
12/27/07
Çin ekonomisinde elde edilen başarılar

Çin ekonomisi, yılın sonunda 2007'ye ilişkin memnun edici bir "karne" sundu:
2007 yılının ilk üç çeyreğinde Çin ekonomisinde istikrarlı ve hızlı büyüme korundu. Kentlilerin ve kasabalıların geliri önemli ölçüde yükseldi. Enerji tasarrufu sağlama ve kirlilik salımını azaltma çalışmalarında yeni gelişmeler elde edildi. Bu başarılar kamuoyunun dikkatini çekti.
Bazı yabancı ülkelerin siyaset adamları, uluslararası örgütlerin yetkilileri ve ekonomistler gazetecilere verdikleri demeçlerde, yakından izledikleri Çin ekonomisi hakkında görüşlerini ifade ettiler. Şimdi 2007 yılı Çin ekonominde elde edilen başarıları beraberce gözden geçirelim.
2007 yılının ilk üç çeyreğinde, Çin'in gayri safi yurt içi hasılası, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 11.5 artarak, 16 trilyon yuanı geçti. Uzmanların tahminlerine göre, 2007 yılında Çin'in ekonomik büyüme hızının yüzde 11'i geçmesine kesin gözle bakılıyor. Avrupa Birliği'nin Çin'deki heyet başkan yardımcısı Franz Jessen, Çin ekonomisinin hızlı büyümesi hakkında şöyle konuştu:
"2000 yılında Çin hükümeti, gelecek 10 yıl içinde gayri safi yurt içi hasılasının dört misli artması hedefini ortaya koydu. Bu büyüme hızıyla Çin hükümetinin '11. Beş Yıllık Planı'nda belirlenen her hedefi gerçekleştirebileceğine inanıyorum."
2007 yılı boyunca Çin vatandaşlarının tüketimi hızla arttı. Tüketimin bu yılın ilk üç çeyreğinde ekonomik büyümeye yaptığı katkı yüzde 37'ye ulaştı. Çin ekonomisini büyüten diğer iki unsur olan ihracat ve yatırım, tüketimle kıyaslandığında geride kaldı. Aynı dönemde ihracatta 0.6 puan artış görülürken, yatırımda düşüş yaşandı.
Bunun yanı sıra 2007 yılında Çin'in sosyal güvenlik kapsamı genişletildi. Yaşlılık sigortası, sağlık sigortası, işsizlik sigortası gibi sosyal sigortalara katılanların sayısı arttı. Bunlar, merkezi mali kurumun benzeri konulara ayırdığı bütçenin artmasından kaynaklandı. Uluslararası Para Fonu'nun Çin'deki baştemsilcisi Vivek Arora bu konu hakkında şu değerlendirmeyi yaptı:
"2007 yılında Çin hükümetinin eğitim ve sağlık gibi alanlara ayırdığı bütçenin artması bizi sevindirdi. Bu, vatandaşların yaşam seviyesinin yükselmesine yararlı olacağı gibi makro ekonominin dengeli şekilde gelişmesine yardımcı olacak."
2007 yılında Çin ekonomisinde kolay sağlanmayan başarılar elde edildi. 2006 yılının başlarında yatırımda aşırı hızlı artış görüldü. Fazla kredi açıldı ve ticaret fazlası, ticaret açığına göre çok daha fazlaydı. 2007 yılında ise mal fiyatları sürekli yükseldi. Bu sorunlar karşısında Çin hükümeti, ekonominin istikrarlı şekilde gelişmesini güvence altına almak için makro düzenleme yöntemlerini zenginleştirdi. 2007 yılında Çin Merkez Bankası, beş defa faiz oranını yükseltti.
Para politikasının dışında enerji tasarrufu ve kirlilik boşaltımını azaltma, Çin'in makro düzenlemeleri için diğer bir önemli yöntem oldu. Yılın sonunda resmi kurumlar tarafından verilen bilgilere göre, bu yılın ilk üç çeyreğinde gayri safi yurt içi hasılanın birim başına düşen enerji tüketimi, 2006 yılının aynı dönemine oranla yüzde 3 azaldı. Sülfürdioksit ve Kimyasal Oksijen İhtiyacı (COD) gibi önemli kirlilik salımında ilk defa düşüş yaşandı. Birleşmiş Milletler Hükümetler Arası İklim Değişikliği Özel Komitesi Başkanı Rajendra Pachauri, yeni sona eren Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Toplantısı'nda Çin'in elde ettiği başarılardan övgüyle söz etti. Pachauri, özellikle Çin'in yenilenebilir enerjinin kullanımı ve enerji kullanım veriminin yükselmesi konusunda harcadığı çabalardan takdirle söz ederek şöyle konuştu:
"Çin, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi ve diğer yenilenebilir enerjilerin kullanımının yaygınlaştırılması konusunda çaba harcıyor. Çin, enerji kullanım veriminin yükseltmeye ve sera gazının salımını azaltmaya çabalıyor."
Yabancı ekonomistler, Çin ekonomisinin hızla büyümesinin dünyaya büyük katkıda bulunduğunu savundu. Uluslararası Para Fonu tarafından yayınlanan dünya ekonomisine bakış raporunda, 2007 yılında Çin'in ABD'yi geride bırakarak, dünya ekonomisine en çok katkı yapan ülke haline geleceği kaydedildi.
Kaynak: cri.cn
Gönderen ceoyavuz zaman: 11:48 AM
Etiketler: çin ekonomisi, dünya ekonomisi, dünya ticareti, ekonomi, ekoomik plan, gsmh, para, para politikaları, ticaret
10/24/07
Çinde Uzun vadeli düşünün, yerel bir ortak ile çalışın

Çin Konferansı kapsamında düzenlenen“Çin ve Türkiye: Yatırımda ve Dış Ticarette Sorunlar, Fırsatlar, İşbirlikleri” konulu panel ise Çin ile ilişkileri olan şirketlerin temsilcilerini ve Çin’de yaşadıkları ticari deneyimleri dinleyicilerle buluşturdu.
Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Hasan Ersel’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panele Türkiye Garanti Bankası Şanghay Baştemsilcisi Noyan Rona, Siemens AG Başkan Yardımcısı ve Asya-Avustralya Bölgesi Şirket Stratejileri Başkanı Peter Weiss, Demirdöküm Uzakdoğu İlişkiler Yöneticisi Sertaç Ersayın ve Türkiye İş Bankası Çin Temsilcisi Tunç Türker katıldı.
"Çin'de olmak risklidir ama Çin'de olmamak daha risklidir" diyen katılımcılar, Çin pazarına girmenin ve mal satmanın zor olduğunu, ancak burada, Batı ülkeleriyle aynı kalitede mallar üreterek, daha ucuza satabilen Türkiye'nin avantajlı olduğu kaydettiler.
Konuşmacılar Çin’de yatırım yapacak firmaların planlarını uzun vadeli kurgulaması ve mümkünse Çinli bir firmanın rehberliğinde çalışmaları gerektiğine dikkat çekerek, yatırımcılara çeşitli ipuçları verdi. Çin iş kültüründe kişisel ilişkiler ve güvenin stratejik önem taşıdığına dikkat çeken konuşmacılar, Çin iş dünyasında kabul gören anlayışın “Ticaret yaptığımız için dost değiliz, dost olduğumuz için ticaret yapıyoruz” olduğunu vurguladı.
Panelde ayrıca Çin sermayesini Türkiye’ye çekmek için Türkiye’nin kendisini daha etkin biçimde tanıtması gerektiğine dikkat çekildi.
Kaynak:TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu Çin Konferansı
Gönderen ceoyavuz zaman: 11:52 AM
Etiketler: çin, çin konferansı, çine yatırım, çinli ortak, dış ticaret, konferans, ticaret, yatırım
8/28/07
Çin mallarını Çin Seddi bile engelleyemeyecek
Ülkemizdeki Çinli satıcılar ''Çin malları ucuz olur'' ön yargısından oldukça rahatsız. ''Çin'de pahalı ve kaliteli mallar da var'' diyorlar. Çin'den Türkiye'ye ucuz mal getirmelerinin nedenini de 'ucuz mala olan talep' olarak açıklıyorlar.
29 yaşındaki Çinli pazarcı Suu, İstanbul'un Salı Pazarı'ndaki küçük tezgâhında Çin malları satıyor ve pazardaki en ucuz tezgahlardan biri. Liseyi Çin'de bitiren ve okumayı sevmeyen Suu, ticarete atılmaya karar vermiş, iki yıl önce de İstanbul'a gelmiş.
------------------------
Ucuz ve kalitesiz Çin malları Türkiye'yi istila ediyor
Daha fazla kazanabilmek amacıyla özellikle ucuz malları istiyorlar
İddialara göre bu sayede yüzde 300 kâr ediyorlar
Bu istilanın gerçek sorumlusu olarak Türk ithalatçılar gösteriliyor
Bunun yanı sıra Çinli girişimciler de Türkiye'ye gelmeye başladı
Sadece İstanbul'da yaklaşık 1000 Çinli çalışıyor
Türk işadamları, 'kızıl mallara' karşı kota getirilmesini istiyor
------------------------- Çinli pazarcı Suu, tezgâhtan bakmak için aldığım Çin malı dürbüne dikkatini vermeye çalışarak, yanımda duran başörtülü teyzeye laf yetiştirmeye çalışıyordu. Teyze ise almaya niyetlendiği işlemeli küçük el çantasının fermuarındaki tutukluk nedeniyle biraz da kızmış bir ifadeyle söylenmekteydi. Suu dürbünün hâlâ elimde, benim de yerimde olduğuma emin olduktan sonra, teyzenin elinden çantayı alarak fermuarı açma metodunu gösterdi ve bozuk Türkçesiyle "İşe boyle yapiyosuu. Eline tutuyo, çekiyosu; aciliyo" dedi. Ne var ki teyze, çantayı almaktan vazgeçti ve salınarak uzaklaştı. Suu bunun üzerine yeniden bana döndü ve "Alaca mısın onu" diye sordu. Anlaşılan başına nahoş şeyler de gelmişti İstanbul'un Salı Pazarı'ndaki küçük tezgâhında ve belli ki çarpılmaktan korkuyordu. Eh, ne de olsa bir yabancıydı. Hem de uzağın da uzağı bir ülkeden, Çin'den gelip İstanbul'da çalışan 1000'e yakın Çinliden biriydi. 29 yaşındaydı; İstanbul'a gelmeden önce bir müddet Bulgaristan'da kalmıştı. Tezgâhındaki mallar büyük oranda Çin malıydı ve açıkçası pazardaki en ucuz tezgâhlardan biriydi. Hal böyle olunca tezgâh önünde sirkülasyon da fazlaydı. Suu'nun iki ablası İtalya ve Almanya'da yaşıyordu. Çin'de liseyi bitirmiş ve okumayı sevmediği için ticarete atılmaya karar vermişti. Bir diğer Çinli Bay Ye ise, Tahtakale'de Şark Han'daki dükkânların birinde kurulu Yaolong Dış Ticaret Şirketi'nin sahibi, 37 yaşında ve yüksekokul mezunu. Beş yıldır Türkiye'de. Bu yüzden vergi mevzuatına, bilumum hesap kitap işlerine pek yatkın. Dükkânında yaklaşık bin çeşit mal bulunduran Bay Ye, bunları 500 bin ile 10 milyon TL arasında sattığını söylüyor. Türkiye iş çevrelerinde ve medyada hâkim olan 'Çin istilası' zihniyetini ise doğru bulmuyor Bay Ye. "Üstelik" diyor, "Çin'den mal getiren Türk işadamlarının sayısı bizimkilerden çok. Yani Türkler, Çinlilerden daha fazla zararda". Ancak Bay Ye'nin, Türk hükümeti tarafından Çin mallarına karşı uygulanan 'kota' ve 'gözetim' önlemlerinden pek haberi yok. Yine de bu tür uygulamalar halinde daha pahalı ve kaliteli mallar getirebileceğini, kendi açısından bir problem olmadığını söylüyor.
Çin istilası ne demek?
Evet, yukarıda ikisinin kısa öykülerini anlattığımız şekliyle ve Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün'ün deyişiyle 'Çin istilası' artık semt pazarlarındaki perakende tezgâhlarına kadar inmiş durumda. Tabii aslında yazıda biraz da karikatürize ederek ifade ettiğimiz gerçekler, aslında pek öyle yenir yutulur şeyler değil. Zira, ATO rakamları 'istila'nın çoktan gerçekleşmiş olduğunu gösteriyor. Araştırmaya göre Çin malları Türkiye'de 30 sektörü etkiliyor. Örnek olarak piyasadaki her 100 oyuncaktan 95'i, 100 armatürden 76'sı Çin ürünü. Türkiye'ye giren kaçak mallarla birlikte, Çin malları istilasının maliyeti ise 5-7 milyar dolar arasında. Raporda verilen başka rakamlar da var. Mesela 2002 yılında Türkiye'ye giren 130 bin Çin malı bisiklet yüzünden bin kişinin işinden olduğu, kilit üreticisi irili ufaklı 20 firmanın yine Çin istilası yüzünden kapandığı belirtiliyor. Ancak hem bu 'istila' raporunun satır aralarında, hem haberi hazırlarken konuştuğumuz pek çok işadamının ağzında, belki de Türkiye'yi daha çok ilgilendirmesi gereken başka gerçekler de bulunuyor. Örneğin, ATO raporunda "...düşük fatura, açıktan ödeme gibi yöntemler kullanılması nedeniyle, ithalat rakamı resmi rakamların üzerinde" iddiası var.Yine rapora göre, tüketici, aldığı malın TSE damgası, garanti belgesi, satış ağı ve servisi olup olmadığına bakmıyor. Faturasız ve işporta malı alıyor. Ucuz diye kalitesiz malları tercih ediyor. Hatta devlet bile Çin malı satın alıyor. Bunun örneği de Ders Araçları Yapım Merkezi'nin, okulların ihtiyacı olan 30 bin cam termometreyi Çin'den almış olması. Sağlık Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve TÜRSAB da ilk ağızdaki Çin malı kullanıcılarından.Tam bu noktada kalitesiz Çin mallarının Türkiye'ye giriş yöntemleri ve yollarına da bakmak gerekiyor. Görüştüğümüz tüm işadamları, özellikle gümrük kapılarında kaçak girişlerin oldukça yoğun yaşandığını öne sürüyor. Hal böyle olunca da Çin'den yapılan 2.5 milyar dolarlık ithalatımızın da aslında sadece 'resmi rakam' olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Bunun dışında işadamlarının bir tespiti de TSE'nin yeterince ve etkin biçimde çalışmaması.
Türkler ithal ediyor
Peki gümrüklerin ötesinde bu kalitesiz Çin mallarının Türk pazarına girişinden kim sorumlu? Sorunun cevabı yine işadamlarından geliyor: "Türkler". Çünkü Türk ithalatçılar, bulunabilecek en ucuz malların peşine düşüyor ve onları Türkiye'de yüzde 300'e varan kârlarla satıyor. Bu arada 'off the record' olarak anlatılan bir anekdotu da burada aktarmak gerekiyor. Anekdot, Çin'de geçiyor ve biri Çinli diğeri Türk iki kafadarın Türkiye'de Nokia ürünlerinin iyi satıldığını tespit etmeleriyle başlıyor. Bu tespitin ardından Çin'de hemen sahte Nokia parçaları üreten bir atölye kuruluyor ve iki kafadar bu işten halen 'çok güzel para kazanıyor'.Aslında Çin mallarının piyasaları istila etmesinden yalnız Türkiye değil, tüm dünya mustarip. Türkiye'de durumun vahameti biraz daha katmerli o kadar. İşadamları ise, ülkede acilen üretimi destekleme politikalarının yeniden ele alınmasını, sanayicilerin üzerindeki vergi, yatırım ve enerji maliyetleri ile istihdamın üzerindeki yüklerin düşürülmesi gerektiğini söylüyor. Tabii bir de özellikle gelişmiş ülkeler bize uygularken bağırıp çağırdığımız 'kota' meselesi, yani söz konusu ülke mallarının girişini sınırlamak var. Başta ticaret odaları olmak üzere iş çevrelerine ait pek çok sivil toplum örgütü, Çin'e uygulanacak kotalar konusunda hayli hevesli davranıyor. Ancak özellikle Çin'le iş yapan sanayici ve işadamları, bunun Çin tarafını küstürdüğü görüşünü savunuyor. Üstelik aynı işadamlarına göre hafızaları hayli kuvvetli olan Çinliler, Türkiye'nin bu tavrı karşısında şaşırıyor ve toplam 2.5 milyar dolarlık ithalatımızın nasıl olup da pek çok sektörü vurduğunu anlamaya çalışıyor. Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ise bir beyanatında koruma önlemleri açısından her türlü tedbirin alınmasına rağmen, Çin malı hücumuna uğradığımızı söylüyor. Çin'in farklı metotlar uyguladığını savunan Tüzmen, "Tehlike, sadece Çin'den gelen mallar değil. Bugün Avrupa Birliği'nden de Çin malları gelmeye başladı" diyor. Tüzmen bunun yolunu ise aynı beyanatta şöyle anlatıyor: "Çin ürünleri, damping soruşturması, fon ya da kota getirilmesi gibi ne yapılırsa yapılsın, engellenemiyor. Bu önlemler alındığında da ithalatı yapanlar Çin'de üretilse bile başka ülkede üretilmiş gibi gösterip getiriyorlar. Bunun yanında ithalatta düşük miktar ve düşük bedel beyanları da var."Tüzmen'in, Tempo'ya verdiği bilgiler arasında, aralarında Çin mallarının da bulunduğu ürünlerde yapılan denetimler sonucu, 26 firma hakkında kaçakçılık suçu işlemekten dolayı adli takibat başlatıldığı bulunuyor. Tüzmen ayrıca Gümrük Müsteşarlığı'nın da çok daha dikkatli davrandığını belirtiyor ve "Gümrük idarelerinde çalışan tüm muayene memurlarından kurulu muayene kurulu uygulamasına geçilecek. Bu sayede bütün memurlar güncel bilgilerle donatılacak ve karşılıklı görüş alışverişinde bulunabileceği için, sorunlara ortak çözüm üretebilecek".Evet, Çin'in inkâr edilemez potansiyeli öyle görünüyor ki, Türkiye'yi daha uzun zaman uğraştıracak ve Çin malları her türlü 'Çin Seddi'ne rağmen ülkeye girecek. Bu arada hatırlatmakta fayda var; 2005'e de çok bir şey kalmadı. 2005'te ne mi olacak? Kotalar kalkacak ve isteyen istediği yere elini kolunu sallaya sallaya gidebilecek...
Kaynak: Tempo
Gönderen ceoyavuz zaman: 11:41 PM 0 yorum
Etiketler: china, cin mali, cin pazari, dış ticaret, shanghai, shenzhen, tahtakale, taivan, ticaret, turk pazari, ucuz mal, uzakdoğu
ÇİNLİ YETKİLİ : ÇİN MALLARI GÖNÜL RAHATLIĞI İLE TÜKETİLEBİLİR
Gao Hucheng, Çin basınında 27 Ağustos’ta yer alan demecinde, Japonya Sağlık, Çalışma ve Sosyal Refah Bakanlığı tarafından geçen yıl ithal edilen mallara yapılan kalite kontrollerinde, Çin’den ithal edilen gıda ürünlerinin kıstaslara uygunluk oranının yüzde 99.42′yi bulduğunu, buna karşı ABD’ninkinin yüzde 98.69, Avrupa Birliği’ninkinin de 99.38 olduğunu hatırlattı.
Çin mallarının kalitesi ve gıda ürünlerinin güvenilirliği konusunda yabancı basında yer alan olumsuz haberler üzerinde de duran Gao Hucheng, Çin’in ihracatının bu yılın ilk yarısında istikrarlı artış eğilimini sürdürdüğüne, haklarında olumsuz haber yapılan gıda ürünlerinin ihracatının yüzde 22, ilaç ihracatının yüzde 41, oyuncak ihracatının da yüzde 28 oranında arttığına dikkat çekti. Yetkili, bu verilerin yabancı ithalatçı, perakende satıcısı ve tüketicilerin akla dayalı hareket ettiklerini, yanlı haberlere inanarak Çin mallarına yönelik genel tespitlerini değiştirmediklerini gösterdiğini vurguladı.
Çin ile Ticaret
“Ya Çinde olursunuz yada yok olursunuz” tüm dünyada ticaret çevresinin kullandığı bir söz. Bu söz üzerine Çinde yapılan reklamın haddi hesabı yok. Yada irtibat ofislerine ne demeli Çince bile bilmeyen ama Çinde aracılık yapan kişilere bile aracılık yapan Çindeki üreticiye en az 4.elden imkan sunan bu karmaşık ülkede gelde ucuz ürünü bul. Ürün el değiştircekce fiyatı artan toplumda ticaretin kuralları değişmeye başladı bile. Eskiden çok önemli olan Kanton fuarı şimdi hiç bir espirisi olmamasına rağmen sırf itibar için giden iş adamlarımızla kaynıyor. Ama onlarda fuarda asıl üreticinin olmadığını bilmelerine rağmen ellerinden birşey gelmiyor dönüp dolaşıp çince bilen aracılık yapan insanların eline düşüyorlar. Çinlilerin her ne kadar ingilizce bildiklerini sölesenizde sadece fuardaki aracılar konuşuyor. Fabrikalara ulaşmanız için tek formül var ya bizimle olucaksınız yada çinde kaybolucaksınız:) Şanghaidaki ortağım CHEN SHU sizin için en uygun fiyatı bulup ürün nakliyeye verilmeden önce son kontrolleri yapıp mallarınızı kontrol eder. Mallarınız bizimle güvence altındadır. Verdiğimiz diğer hizmetler Çinde pazar araştırması ithalat-ihracat danışmanlığı.
Ticaret Liseli Olmak
Orta okulda notlarımız düşüktü dediler senden birşey olmaz seni sadece ticaret lisesi paklar (küçük görerek) paşa paşa gittik istemeye istemeye Fahrettin Özüdoğru Ticaret Meslek Lisesine okulun hiç iyi bir imajı yoktu sadece okula git, belki bitirsin biri seni işe alır muhasebeci olursun (sıradan bir muhasebeci) kafama çizdikleri resim bu kadar büyüklükteydi. Daha fazlası sadece hayalden ibaretti. Okula ilk gittiğim günü hatırlıyorum, yeni tanıştığımız arkadaşlarla konuşuyorduk biri Bilgisayar Mühendisi olmak istiyor biri başka bir şey ama hepsi alakasız bir okuldalar. Benim düşüncelerim işletme okumak ve iyi bir C.E.O. olmaktı. Ama dediğim gibi bu benim hayalimdi çevrendeki insanlar kitap okuduğum zaman bile ”fazla okuma deli olursun” diyen bir topluluktan, senin ufkunu geliştirmesini bekliyemezsin. Bende beklemedim zaten ben farklıydım o zaman fark yaratmalıydım, bu arada herkes farklı ama sadece ender insanlar fark yaratabilir o kişi neden ben olmamalıydım yada neden siz olmayasınız. Daha sonra bize Üniversiteye gitmemizi hayal olarak anlattılar, ama ben bir kere hedefe odaklanmıştım hedeften gözümü ayırdığımda ayrıntıda takılıp kalacağımı ve hedefe asla ulaşamıyacağımı biliyordum. Hedeften gözümü asla kırpmadım başarı arkamdan kendi geliyordu artık başarıyı yönetebiliyordum bu iş hayatına atılmadanki ilk yönetim deneyimimdi. Lisede başarılı bir öğrenciyim bu kimileri için yeterli bir veri ama ben o okul dışında bu ülke dışında da rakiplerim olduğunun bilinceydim bu başarı asla bir ölçü değildi. Lise 3 te staja başladım, işte işin en zor kısmı buydu biz stajda bişeyler öğrenmeyi umarken hayat karşımıza koli taşıma, fotokopi çekme, fax çekme, arşiv düzenleme, çalışanların özel işlerini yapma, onun tel fat yatır, bunun elektrik fat yatır vs. böyle bir şey beklemiyordum ama bununla karşılaştım. Hiç kimse bundan bahsetmemişti. Daha sonra öğrendim ki Rahmi Koçta iş hayatına depoda çalışarak başlamış, Üzeyir Garihte iş hayatına depo yıkayarak başlamış bende arşive 100 lerce klasör taşıyarak başlamıştım. Okulu bitirmemize aylar kalmıştı, bitsede kurtulsak dediğimiz okul gerçekten bitiyordu ama ilk başlardaki neşemiz hüzne dönüşmüştü. Başka bir sıkıntımız daha vardı biz ticaret liselilerin, bu okulu bitirince ne olucaz Üniversite zor, staj bitiyor artık kendi ayaklarımız üstünde durmak istiyoruz ama kariyerimizi yönlendircek kimse yok bütün bu sorular arkadaşlarımın kafasını kurcalıyordu. Ben bunu kafama takmayan ender kişilerdendim çünkü üniversiteye giricektim hedef buydu 3 yıldır bu anı beklemekteydim ve İstanbul Üniversitesi Muhasebe bölümüne yerleştirildim. Bu başarı tesadüf değildi, disiplinli planlı çalışmanın eseriydi. Daha sonra amacımın üniversite okumak olmadığı kanaatına vardım üniversite sadece bir araçtı ve asla amaç olmamalıydı. sadece C.E.O. luğa giden yolda çıkmam gereken 100 lerce basamaktan sadece bir tanesiydi. Benden daha iyi okulda daha iyi şartlarda olanlara bakıpta benimde param olsaydı, bende o okulda okusaydım, benide yönlendiren biri olsaydı, banada destek olan biri olsaydı demedim param olmamasına rağmen, o okulda okuyamama rağmen, yönlendiren kişilerim çok az hatta olmamasına rağmen kimse destek olmamasına rağmen başaralı olucaktım. Yani “saydıcı” değil hayatta “rağmenci” olmayı başarabilmiştim. Ve bunu arkadan başarılarım takip etti.
Gönderen ceoyavuz zaman: 2:24 AM 0 yorum
Etiketler: dış ticaret, fahrettin özüdoğru tml, ticaret, ticaret lisesi, ticaret meslek lisesi

