Showing posts with label dünya ekonomisi. Show all posts
Showing posts with label dünya ekonomisi. Show all posts

4/16/08

Çin'de Enflasyon Düşüyor Büyüme Devam Ediyor

Resmi verilere göre şubat ayında yüzde 8.7 olan enflasyon, mart ayında yüzde 8.3'e geriledi.

Öte yandan, Çin ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 10.6 oranında büyüdü.

Yeni verilerin enflasyonu düşürmek için önlemler almaya hazırlanan Pekin ekonomi yönetiminin elini rahatlatacağı belirtiliyor.

Bu arada Tusiad dünya ekonomisinde yaşanacak olası bir krizden en az hasarla çıkmanın, daha dinamik bir yapıya sahip, gelişen ekonomilerin kendi aralarındaki işbirliğini artırmalarıyla mümkün olacağını bildirerek Çin ile ticari ilişkileri arttırmamız gerektiğini bildirdi.

3/18/08

Çin'de Sıkı Para Politikası

Çin, 1996'dan sonra rafa kaldırıldığı sıkı para politikasını bu yıl yeniden uygulamaya başladı. 11 yıl aradan sonra yeniden uygulanan sıkı para politikası, Çin'in 1997'deki Asya finans krizinden sonra izlediği temkinli para politikasını değiştirdiğini gösterdi.
Çin Başbakanı Wen Jiabao, sıkı para politikasının amacını şöyle anlattı

"Sıkı para politikası uygulamasına geçilmesi, sabit sermaye yatırımlarının yeniden yükselişe geçmesi yönündeki baskıların artması, tedavüldeki para miktarı ve kredilendirmedeki fazlalılık ile likidite fazlası ve fiyat artışı yönündeki baskıların artmasından kaynaklandı. Bu önlemle finansal denetimi artırarak, tedavüldeki para miktarı ile kredilendirme boyutundaki aşırı artışı önlemeyi amaçlıyoruz."

Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı Ulusal Komitesi üyesi ve Merkezi Maliye Üniversitesi finans uzmanlarından He Qiang, Çin hükümetinin son yıllarda ekonomik gelişme sürecinde öne çıkan yatırım ve kredilendirmedeki aşırı artış ile uluslararası ödemelerdeki dengesizlik gibi sorunları makro kontrol önlemleriyle çözmek için yoğun çaba harcadığına işaret ederek, bu önlemlerin ekonominin sağlıklı işleyişini koruduğunu hatırlattı. Bugün enflasyon baskısının artmasının, devletin sıkı para politikasını yeniden uygulamasının doğrudan nedeni olduğunu savunan He, şunları söyledi

"Ülkemizdeki fiyat düzeyi, Aralık 2006'ya kadar yüzde 2'nin altında tutuldu. Yüksek büyüme ve düşük enflasyona dayalı bu dönem, Çin Halk Cumhuriyeti'nin kurulmasından bu yana ülkenin en sağlıklı geliştiği dönem olarak kabul ediliyor. Ancak mal fiyatları, 2007'den itibaren tırmanışa geçti. Bu durum, sıkı para politikasını zorunlu kıldı."

Çin Başbakanı Wen Jiabao, kısa süre önce sunduğu hükümetin çalışma raporunda, piyasa mekanizması, zorunlu ihtiyat akçe oranı ve faiz oranı dahil bütün yöntemleri bir arada kullanarak, paranın arz ve talebi arasında denge sağlayacaklarını belirtti.
Kaynak :cri.cn

1/9/08

Dünya Bankası: Dünya ekonomik büyümesi yavaşlayacak


Dünya Bankası tarafından bugün (9 Ocak) yayımlanan "2008 Küresel Ekonomiye Bakış" raporunda, ABD gibi gelişmiş ülkelerin ekonomik büyümesinde yaşanan gerileme dolayısıyla, dünya ekonomisinin büyüme hızının yavaşlayacağı savunuldu. Geçen yıl dünya ekonomisinin yüzde 3.6 büyüdüğünün belitildiği raporda, bu yıl bu oranın yüzde 3.3'e düşmesinin beklendiği kaydedildi.

Raporda son iki yılda ABD ekonomisindeki durumun iç açıcı olmadığı, 2007'de ABD ekonomisinin yüzde 2.2 büyüdüğü, bu yıl ise ancak yüzde 1.9 büyüyeceği belirtildi.

Raporda, gelişmekte olan ülkelerin geçen yılki ekonomik büyüme hızının yüzde 7.4'ü bulduğu ve bu yıl bu sayının yüzde 7.1'e gerileyeceği savunuldu. Raporda ayrıca, gelişmekte olan ülkeler arasında Çin ve Hindistan'ın ekonomilerinin gözle görülür şekilde büyüdüğü vurgulandı. Çin'in geçen yıl yüzde 11.3 büyüdüğüne dikkat çekilen raporda, bu yıl bu sayının yüzde 10.8 olacağı tahmin edildi.
Kaynak :cri.cn

12/27/07

Çin ekonomisinde elde edilen başarılar


Çin ekonomisi, yılın sonunda 2007'ye ilişkin memnun edici bir "karne" sundu:

2007 yılının ilk üç çeyreğinde Çin ekonomisinde istikrarlı ve hızlı büyüme korundu. Kentlilerin ve kasabalıların geliri önemli ölçüde yükseldi. Enerji tasarrufu sağlama ve kirlilik salımını azaltma çalışmalarında yeni gelişmeler elde edildi. Bu başarılar kamuoyunun dikkatini çekti.

Bazı yabancı ülkelerin siyaset adamları, uluslararası örgütlerin yetkilileri ve ekonomistler gazetecilere verdikleri demeçlerde, yakından izledikleri Çin ekonomisi hakkında görüşlerini ifade ettiler. Şimdi 2007 yılı Çin ekonominde elde edilen başarıları beraberce gözden geçirelim.

2007 yılının ilk üç çeyreğinde, Çin'in gayri safi yurt içi hasılası, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 11.5 artarak, 16 trilyon yuanı geçti. Uzmanların tahminlerine göre, 2007 yılında Çin'in ekonomik büyüme hızının yüzde 11'i geçmesine kesin gözle bakılıyor. Avrupa Birliği'nin Çin'deki heyet başkan yardımcısı Franz Jessen, Çin ekonomisinin hızlı büyümesi hakkında şöyle konuştu:

"2000 yılında Çin hükümeti, gelecek 10 yıl içinde gayri safi yurt içi hasılasının dört misli artması hedefini ortaya koydu. Bu büyüme hızıyla Çin hükümetinin '11. Beş Yıllık Planı'nda belirlenen her hedefi gerçekleştirebileceğine inanıyorum."

2007 yılı boyunca Çin vatandaşlarının tüketimi hızla arttı. Tüketimin bu yılın ilk üç çeyreğinde ekonomik büyümeye yaptığı katkı yüzde 37'ye ulaştı. Çin ekonomisini büyüten diğer iki unsur olan ihracat ve yatırım, tüketimle kıyaslandığında geride kaldı. Aynı dönemde ihracatta 0.6 puan artış görülürken, yatırımda düşüş yaşandı.

Bunun yanı sıra 2007 yılında Çin'in sosyal güvenlik kapsamı genişletildi. Yaşlılık sigortası, sağlık sigortası, işsizlik sigortası gibi sosyal sigortalara katılanların sayısı arttı. Bunlar, merkezi mali kurumun benzeri konulara ayırdığı bütçenin artmasından kaynaklandı. Uluslararası Para Fonu'nun Çin'deki baştemsilcisi Vivek Arora bu konu hakkında şu değerlendirmeyi yaptı:

"2007 yılında Çin hükümetinin eğitim ve sağlık gibi alanlara ayırdığı bütçenin artması bizi sevindirdi. Bu, vatandaşların yaşam seviyesinin yükselmesine yararlı olacağı gibi makro ekonominin dengeli şekilde gelişmesine yardımcı olacak."

2007 yılında Çin ekonomisinde kolay sağlanmayan başarılar elde edildi. 2006 yılının başlarında yatırımda aşırı hızlı artış görüldü. Fazla kredi açıldı ve ticaret fazlası, ticaret açığına göre çok daha fazlaydı. 2007 yılında ise mal fiyatları sürekli yükseldi. Bu sorunlar karşısında Çin hükümeti, ekonominin istikrarlı şekilde gelişmesini güvence altına almak için makro düzenleme yöntemlerini zenginleştirdi. 2007 yılında Çin Merkez Bankası, beş defa faiz oranını yükseltti.

Para politikasının dışında enerji tasarrufu ve kirlilik boşaltımını azaltma, Çin'in makro düzenlemeleri için diğer bir önemli yöntem oldu. Yılın sonunda resmi kurumlar tarafından verilen bilgilere göre, bu yılın ilk üç çeyreğinde gayri safi yurt içi hasılanın birim başına düşen enerji tüketimi, 2006 yılının aynı dönemine oranla yüzde 3 azaldı. Sülfürdioksit ve Kimyasal Oksijen İhtiyacı (COD) gibi önemli kirlilik salımında ilk defa düşüş yaşandı. Birleşmiş Milletler Hükümetler Arası İklim Değişikliği Özel Komitesi Başkanı Rajendra Pachauri, yeni sona eren Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Toplantısı'nda Çin'in elde ettiği başarılardan övgüyle söz etti. Pachauri, özellikle Çin'in yenilenebilir enerjinin kullanımı ve enerji kullanım veriminin yükselmesi konusunda harcadığı çabalardan takdirle söz ederek şöyle konuştu:

"Çin, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi ve diğer yenilenebilir enerjilerin kullanımının yaygınlaştırılması konusunda çaba harcıyor. Çin, enerji kullanım veriminin yükseltmeye ve sera gazının salımını azaltmaya çabalıyor."

Yabancı ekonomistler, Çin ekonomisinin hızla büyümesinin dünyaya büyük katkıda bulunduğunu savundu. Uluslararası Para Fonu tarafından yayınlanan dünya ekonomisine bakış raporunda, 2007 yılında Çin'in ABD'yi geride bırakarak, dünya ekonomisine en çok katkı yapan ülke haline geleceği kaydedildi.
Kaynak: cri.cn

12/18/07

"Çin, dünya ekonomisinin güçlü motor haline geliyor"


2007 yılında küresel gayri safi yurtiçi hasılaya olan katkısı hızla artan Çin, dünya ekonomisinin güçlü motoru haline geliyor.

Dünya Ticaret Örgütü'ne katılmasından bu yana geçen 6 yıl içinde Çin ekonomisi dünya ekonomisiyle gün geçtikçe daha çok kaynaştı. Veriler, bu yıl içinde Çin'in dış ticaretindeki hızlı büyüme eğilimi korunurken, ülkeye giren yabancı sermayenin istikrarlı şekilde arttığını, kullanılan yabancı sermaye kalitesinin de yükselip, yeni ve yüksek teknolojiye dayalı sektörler, araştırma-geliştirme alanları, üst düzey imalat ve çevre koruma sektörü alanlarındaki yabancı sermaye oranının daha da arttığını gösteriyor. Günümüzde 30 bini aşkın Çin işletmesi çokuluslu işlere katıldı ve bu işletmeler dünyanın 160'tan fazla ülke ve bölgesine yatırım yaptı. Dünya Bankası tarafından yapılan tahminlere göre, bu yıl Çin ekonomisinin dünyanın gayri safi yurtiçi hasılasının büyümesine olan katkısı yüzde 16'ya ulaşacak. Uluslararası Para Fonu'nun "Dünya Ekonomisine Bakış" adlı raporunda Çin'in dünya ekonomisinin en büyük itici gücü haline geldiği kaydedildi.
kaynak:cri.cn

11/20/07

Economist'e göre 2008 de Türkiye Riskli


Saygın finans ve siyaset dergisi Economist “2008 Yılında Dünya” başlıklı bir ek yayınladı. Economist'in 2008 falında Türkiye'ye bir tam sayfa ayrıldı.

Economist uzmanlarına göre Türkiye'nin siyasi kriz riski “orta”... (AB ülkelerinde risk düzeyi “düşük” olarak belirtiliyor). Türkiye'yi önümüzdeki yılda 3 temel sorun bekliyor. Bunların çözümü konusunda ise dergi karamsar bir tablo çiziyor. Economist'e göre Türkiye dünya basının manşetlerinden 2008 yılında da düşmeyecek.

1) LAİKLİK VE TÜRBAN: 2008'de Türkiye'de yine laiklik tartışılacak. Ordu ve muhalefet AKP'yi bu alanda eleştirmeyi sürdürecek. Düşünce ve ifade özgürlüğü alanında bazı gelişmeler kaydedilmesine rağmen AKP'yi en çok meşgul edecek konular arasında kamusal alanda türban da yer alacak. AKP tabanından türban yasağının kalkması için baskılar artacak.

2) AB VE ABD İLE İLİŞKİLER: Türkler'in Avrupa Birliği konusunda 2008 yılında büyük sabır göstermesi gerekecek. Fransa, Almanya, Avusturya ve Hollanda'nın Türkiye'ye yönelik itirazları önümüzdeki yılda da devam edecek. Avrupa ile ilişkilerin yanısıra ABD ile ilişkiler de PKK sorunu nedeniyle sekteye uğramış durumda. PKK, Türkiye-ABD ilişkilerinde önümüzdeki yıl da belirleyici rol oynamaya devam edecek. Başbakan Erdoğan Kuzey Irak'a kapsamlı bir operasyon düzenlemeyecek, ancak gerçekleşecek sınırlı operasyonlar da Irak-Türkiye sınırında gerilime yol açacak.

3) EKONOMİK PERFORMANS: Erdoğan liberal politikalarla Türkiye'ye dış yatırım çekmeye çalışacak. Ancak dünya ekonomisindeki kötüye gidiş Türkiye'yi de etkileyecek. 2008'de Erdoğan'ın başını en çok ağrıtacak konu ekonomi.

SAYILARLA 2008'DE TÜRKİYE

Nüfus: 76.2 milyon
GSMH: 508 milyar dolar
Kişi başına gelir: 6 bin 670 dolar
Büyüme hızı: %5.3
Enflasyon: %6.1

10/24/07

Dünya ekonomisi “Çinleşecek” mi?


8 Aralık tarihinde Sabancı Center’da düzenlenen Çin Konferansı’na katılan uzmanlardan Duisburg Üniversitesi Doğu Asya Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Prof. Markus Taube, “Çin ve Dünya Ekonomisine Genel Bir Bakış” başlıklı konuşmasında Çin’in 21. yüzyılda global ekonomiyi sarsacak kapasitede bir güç haline dönüştüğünü belirtti. Yakın bir gelecekte dünya ekonomisinin “Çinleşeceğini” savunan Prof. Taube, bu değişimin gerçekleşmesi için öncelikle Çin’in başta fikri mülkiyet haklarını korumak ve devlet işletmelerinin ekonomideki rolünü azaltmak gibi konularda tedbir alarak kendisini değiştirmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Prof. Taube, Çinli şirketlerin giderek daha liberal bir yapı sergilediğini ve global ekonomiyle her geçen gün daha çok entegre olduklarını belirterek, kısa bir süre sonra evlerimizde kullandığımız ürünlerin tümünün Çin malı olacağına dikkat çekti.

Kaynak:TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu Çin Konferansı