8/31/07
Lome pişirme spreyi
Gönderen ceoyavuz zaman: 1:38 PM 0 yorum
Etiketler: cooking spray, emine beder, healt, lome, saglık, sprey
8/30/07
Zuchex 2007 ISTANBUL
Züccaciye sektörünün en önemli fuarlarından gösterilen Türkiyede en fazla kişinin katıldığı uluslar arası fuarlar sıralamasında 16. sırada bulunan ZUCHEX'i sıcak bir pazar günü ziyaret ettim. Sabahın erken saatlerinde Akm'nin önünden fuarın servisine binerek saat 10:00 civarında ulaşıyorum. Niyazi abi ve Murat abiyle sohbet ederek fuarı geziyoruz. Fuarın pazar günü, sıcağın etkisiyle yoğun olmadığından yakınan stand sahipleri bu sene 2 hafta erkene alınan fuarında zamanlamasında yanlış olduğu kanaatindeydiler.
Fuarda en çok dikkat çeken şüphesiz Arzumun standı oluyor, dağıtmış oldukları çantaları almak için, fuar ziyaretçileri bize Arzum nerede diye soru soruyorlar :) 10. holl de tanıdık simalar görüyorum, ÇİFTÇİOĞLU CAM MAM. PAZ. TİC. ve SAN. LTD. ŞTİ nin sahibi Armağan ve Ahmet abimiz ile biraz muhabbet etme fırsatı buluyorum.
8/29/07
Fırsatçı Çin ithalatçısı
İşte burada konuştuğumuz Çinliler Türk ithalatçılarının ucuz mal talep ettiklerini söylüyorlar. Çin kalite sorununu aşmışken halen daha Çinden ucuz mal getirmenin nedenini de ayrıca ucuz mal getirenlere sormak lazım. Bir zamanlar Laleli esnafının yaptığını şimdi Çinden ithalat yapan şirketler yapıyor. Ekmeğine ihanet etmek böyle bişey olsa gerek.
Çinden alıp burada %300 karla satmak ticaret etiğinle bağdaşmadığı gibi Rusların Laleli esnafına yaptığı çekip gittiği gibi Türk halkının da bir gün Çinden dandik malları getiren firmalara yapmaması kaçınılmazdır. Geçmişten ders almayan sadece önüne gelen fırsatları değerlendiren bu zaman zarfında fahiş karlar yapan grup elbet tüketicinin tokadını yemeğe mahkumdur. Yavaş yavaş bunu fark etseler de işler kötü diye ağlayan bu kesimi hıçkırarak ağlayacağı dönem yakındır.
İşte bile bile lades buna deniyor duvara sert şekilde çarpacaklarını bilerek bildiğini okumaya devam eden bu firmalara artık devletin incelemesi mercek altına alması gerekiyor. Türk Standartlarına uymayan ürünler gümrükten ülkeye hangi yollarla sokuluyor. Devletimizin denetiminde her zaman eksik olduğu gibi bu yönde de büyük bir zaafı bulunuyor. Bunu aşabileceğimiz yollardan bir tanesi ticaret ahlakı, dürüstlük, devlet ve vatan sevgisinin okullarda geyik ders gibi değil üzerine düşerek okutulması gereken sadece o derste değil bütün öğretmenlerimizin üzerinde durması gereken bir durumdur.
Umarım yakında yetkililer bunun hakkında bir dizi önlem alırlar.
Gönderen ceoyavuz zaman: 4:27 AM 1 yorum
Etiketler: çin, cin mali, cin pazari, fırsat, gumruk, ithalat, laleli esnafi
8/28/07
Çin mallarını Çin Seddi bile engelleyemeyecek
Ülkemizdeki Çinli satıcılar ''Çin malları ucuz olur'' ön yargısından oldukça rahatsız. ''Çin'de pahalı ve kaliteli mallar da var'' diyorlar. Çin'den Türkiye'ye ucuz mal getirmelerinin nedenini de 'ucuz mala olan talep' olarak açıklıyorlar.
29 yaşındaki Çinli pazarcı Suu, İstanbul'un Salı Pazarı'ndaki küçük tezgâhında Çin malları satıyor ve pazardaki en ucuz tezgahlardan biri. Liseyi Çin'de bitiren ve okumayı sevmeyen Suu, ticarete atılmaya karar vermiş, iki yıl önce de İstanbul'a gelmiş.
------------------------
Ucuz ve kalitesiz Çin malları Türkiye'yi istila ediyor
Daha fazla kazanabilmek amacıyla özellikle ucuz malları istiyorlar
İddialara göre bu sayede yüzde 300 kâr ediyorlar
Bu istilanın gerçek sorumlusu olarak Türk ithalatçılar gösteriliyor
Bunun yanı sıra Çinli girişimciler de Türkiye'ye gelmeye başladı
Sadece İstanbul'da yaklaşık 1000 Çinli çalışıyor
Türk işadamları, 'kızıl mallara' karşı kota getirilmesini istiyor
------------------------- Çinli pazarcı Suu, tezgâhtan bakmak için aldığım Çin malı dürbüne dikkatini vermeye çalışarak, yanımda duran başörtülü teyzeye laf yetiştirmeye çalışıyordu. Teyze ise almaya niyetlendiği işlemeli küçük el çantasının fermuarındaki tutukluk nedeniyle biraz da kızmış bir ifadeyle söylenmekteydi. Suu dürbünün hâlâ elimde, benim de yerimde olduğuma emin olduktan sonra, teyzenin elinden çantayı alarak fermuarı açma metodunu gösterdi ve bozuk Türkçesiyle "İşe boyle yapiyosuu. Eline tutuyo, çekiyosu; aciliyo" dedi. Ne var ki teyze, çantayı almaktan vazgeçti ve salınarak uzaklaştı. Suu bunun üzerine yeniden bana döndü ve "Alaca mısın onu" diye sordu. Anlaşılan başına nahoş şeyler de gelmişti İstanbul'un Salı Pazarı'ndaki küçük tezgâhında ve belli ki çarpılmaktan korkuyordu. Eh, ne de olsa bir yabancıydı. Hem de uzağın da uzağı bir ülkeden, Çin'den gelip İstanbul'da çalışan 1000'e yakın Çinliden biriydi. 29 yaşındaydı; İstanbul'a gelmeden önce bir müddet Bulgaristan'da kalmıştı. Tezgâhındaki mallar büyük oranda Çin malıydı ve açıkçası pazardaki en ucuz tezgâhlardan biriydi. Hal böyle olunca tezgâh önünde sirkülasyon da fazlaydı. Suu'nun iki ablası İtalya ve Almanya'da yaşıyordu. Çin'de liseyi bitirmiş ve okumayı sevmediği için ticarete atılmaya karar vermişti. Bir diğer Çinli Bay Ye ise, Tahtakale'de Şark Han'daki dükkânların birinde kurulu Yaolong Dış Ticaret Şirketi'nin sahibi, 37 yaşında ve yüksekokul mezunu. Beş yıldır Türkiye'de. Bu yüzden vergi mevzuatına, bilumum hesap kitap işlerine pek yatkın. Dükkânında yaklaşık bin çeşit mal bulunduran Bay Ye, bunları 500 bin ile 10 milyon TL arasında sattığını söylüyor. Türkiye iş çevrelerinde ve medyada hâkim olan 'Çin istilası' zihniyetini ise doğru bulmuyor Bay Ye. "Üstelik" diyor, "Çin'den mal getiren Türk işadamlarının sayısı bizimkilerden çok. Yani Türkler, Çinlilerden daha fazla zararda". Ancak Bay Ye'nin, Türk hükümeti tarafından Çin mallarına karşı uygulanan 'kota' ve 'gözetim' önlemlerinden pek haberi yok. Yine de bu tür uygulamalar halinde daha pahalı ve kaliteli mallar getirebileceğini, kendi açısından bir problem olmadığını söylüyor.
Çin istilası ne demek?
Evet, yukarıda ikisinin kısa öykülerini anlattığımız şekliyle ve Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün'ün deyişiyle 'Çin istilası' artık semt pazarlarındaki perakende tezgâhlarına kadar inmiş durumda. Tabii aslında yazıda biraz da karikatürize ederek ifade ettiğimiz gerçekler, aslında pek öyle yenir yutulur şeyler değil. Zira, ATO rakamları 'istila'nın çoktan gerçekleşmiş olduğunu gösteriyor. Araştırmaya göre Çin malları Türkiye'de 30 sektörü etkiliyor. Örnek olarak piyasadaki her 100 oyuncaktan 95'i, 100 armatürden 76'sı Çin ürünü. Türkiye'ye giren kaçak mallarla birlikte, Çin malları istilasının maliyeti ise 5-7 milyar dolar arasında. Raporda verilen başka rakamlar da var. Mesela 2002 yılında Türkiye'ye giren 130 bin Çin malı bisiklet yüzünden bin kişinin işinden olduğu, kilit üreticisi irili ufaklı 20 firmanın yine Çin istilası yüzünden kapandığı belirtiliyor. Ancak hem bu 'istila' raporunun satır aralarında, hem haberi hazırlarken konuştuğumuz pek çok işadamının ağzında, belki de Türkiye'yi daha çok ilgilendirmesi gereken başka gerçekler de bulunuyor. Örneğin, ATO raporunda "...düşük fatura, açıktan ödeme gibi yöntemler kullanılması nedeniyle, ithalat rakamı resmi rakamların üzerinde" iddiası var.Yine rapora göre, tüketici, aldığı malın TSE damgası, garanti belgesi, satış ağı ve servisi olup olmadığına bakmıyor. Faturasız ve işporta malı alıyor. Ucuz diye kalitesiz malları tercih ediyor. Hatta devlet bile Çin malı satın alıyor. Bunun örneği de Ders Araçları Yapım Merkezi'nin, okulların ihtiyacı olan 30 bin cam termometreyi Çin'den almış olması. Sağlık Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve TÜRSAB da ilk ağızdaki Çin malı kullanıcılarından.Tam bu noktada kalitesiz Çin mallarının Türkiye'ye giriş yöntemleri ve yollarına da bakmak gerekiyor. Görüştüğümüz tüm işadamları, özellikle gümrük kapılarında kaçak girişlerin oldukça yoğun yaşandığını öne sürüyor. Hal böyle olunca da Çin'den yapılan 2.5 milyar dolarlık ithalatımızın da aslında sadece 'resmi rakam' olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Bunun dışında işadamlarının bir tespiti de TSE'nin yeterince ve etkin biçimde çalışmaması.
Türkler ithal ediyor
Peki gümrüklerin ötesinde bu kalitesiz Çin mallarının Türk pazarına girişinden kim sorumlu? Sorunun cevabı yine işadamlarından geliyor: "Türkler". Çünkü Türk ithalatçılar, bulunabilecek en ucuz malların peşine düşüyor ve onları Türkiye'de yüzde 300'e varan kârlarla satıyor. Bu arada 'off the record' olarak anlatılan bir anekdotu da burada aktarmak gerekiyor. Anekdot, Çin'de geçiyor ve biri Çinli diğeri Türk iki kafadarın Türkiye'de Nokia ürünlerinin iyi satıldığını tespit etmeleriyle başlıyor. Bu tespitin ardından Çin'de hemen sahte Nokia parçaları üreten bir atölye kuruluyor ve iki kafadar bu işten halen 'çok güzel para kazanıyor'.Aslında Çin mallarının piyasaları istila etmesinden yalnız Türkiye değil, tüm dünya mustarip. Türkiye'de durumun vahameti biraz daha katmerli o kadar. İşadamları ise, ülkede acilen üretimi destekleme politikalarının yeniden ele alınmasını, sanayicilerin üzerindeki vergi, yatırım ve enerji maliyetleri ile istihdamın üzerindeki yüklerin düşürülmesi gerektiğini söylüyor. Tabii bir de özellikle gelişmiş ülkeler bize uygularken bağırıp çağırdığımız 'kota' meselesi, yani söz konusu ülke mallarının girişini sınırlamak var. Başta ticaret odaları olmak üzere iş çevrelerine ait pek çok sivil toplum örgütü, Çin'e uygulanacak kotalar konusunda hayli hevesli davranıyor. Ancak özellikle Çin'le iş yapan sanayici ve işadamları, bunun Çin tarafını küstürdüğü görüşünü savunuyor. Üstelik aynı işadamlarına göre hafızaları hayli kuvvetli olan Çinliler, Türkiye'nin bu tavrı karşısında şaşırıyor ve toplam 2.5 milyar dolarlık ithalatımızın nasıl olup da pek çok sektörü vurduğunu anlamaya çalışıyor. Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ise bir beyanatında koruma önlemleri açısından her türlü tedbirin alınmasına rağmen, Çin malı hücumuna uğradığımızı söylüyor. Çin'in farklı metotlar uyguladığını savunan Tüzmen, "Tehlike, sadece Çin'den gelen mallar değil. Bugün Avrupa Birliği'nden de Çin malları gelmeye başladı" diyor. Tüzmen bunun yolunu ise aynı beyanatta şöyle anlatıyor: "Çin ürünleri, damping soruşturması, fon ya da kota getirilmesi gibi ne yapılırsa yapılsın, engellenemiyor. Bu önlemler alındığında da ithalatı yapanlar Çin'de üretilse bile başka ülkede üretilmiş gibi gösterip getiriyorlar. Bunun yanında ithalatta düşük miktar ve düşük bedel beyanları da var."Tüzmen'in, Tempo'ya verdiği bilgiler arasında, aralarında Çin mallarının da bulunduğu ürünlerde yapılan denetimler sonucu, 26 firma hakkında kaçakçılık suçu işlemekten dolayı adli takibat başlatıldığı bulunuyor. Tüzmen ayrıca Gümrük Müsteşarlığı'nın da çok daha dikkatli davrandığını belirtiyor ve "Gümrük idarelerinde çalışan tüm muayene memurlarından kurulu muayene kurulu uygulamasına geçilecek. Bu sayede bütün memurlar güncel bilgilerle donatılacak ve karşılıklı görüş alışverişinde bulunabileceği için, sorunlara ortak çözüm üretebilecek".Evet, Çin'in inkâr edilemez potansiyeli öyle görünüyor ki, Türkiye'yi daha uzun zaman uğraştıracak ve Çin malları her türlü 'Çin Seddi'ne rağmen ülkeye girecek. Bu arada hatırlatmakta fayda var; 2005'e de çok bir şey kalmadı. 2005'te ne mi olacak? Kotalar kalkacak ve isteyen istediği yere elini kolunu sallaya sallaya gidebilecek...
Kaynak: Tempo
Gönderen ceoyavuz zaman: 11:41 PM 0 yorum
Etiketler: china, cin mali, cin pazari, dış ticaret, shanghai, shenzhen, tahtakale, taivan, ticaret, turk pazari, ucuz mal, uzakdoğu
ÇİNLİ YETKİLİ : ÇİN MALLARI GÖNÜL RAHATLIĞI İLE TÜKETİLEBİLİR
Gao Hucheng, Çin basınında 27 Ağustos’ta yer alan demecinde, Japonya Sağlık, Çalışma ve Sosyal Refah Bakanlığı tarafından geçen yıl ithal edilen mallara yapılan kalite kontrollerinde, Çin’den ithal edilen gıda ürünlerinin kıstaslara uygunluk oranının yüzde 99.42′yi bulduğunu, buna karşı ABD’ninkinin yüzde 98.69, Avrupa Birliği’ninkinin de 99.38 olduğunu hatırlattı.
Çin mallarının kalitesi ve gıda ürünlerinin güvenilirliği konusunda yabancı basında yer alan olumsuz haberler üzerinde de duran Gao Hucheng, Çin’in ihracatının bu yılın ilk yarısında istikrarlı artış eğilimini sürdürdüğüne, haklarında olumsuz haber yapılan gıda ürünlerinin ihracatının yüzde 22, ilaç ihracatının yüzde 41, oyuncak ihracatının da yüzde 28 oranında arttığına dikkat çekti. Yetkili, bu verilerin yabancı ithalatçı, perakende satıcısı ve tüketicilerin akla dayalı hareket ettiklerini, yanlı haberlere inanarak Çin mallarına yönelik genel tespitlerini değiştirmediklerini gösterdiğini vurguladı.
Global Management Challenge -GMC-
Global Management Challenge inovatif ve çok yönlü bir eğitim yöntemidir.
Takımların, şirketlerini borsada en yüksek hisse değerine ulaştırmak hedefiyle oynadığı ve uluslararası piyasalarda yöneticilik becerilerinin en iyi şekilde değerlendirildiği bir simülasyon içerir.
Yarışmanın amacı uygulayarak öğrenme fırsatı sağlamaktır. Uygulayarak öğrenme metodu, öğrenilen bilginin kalıcı olmasını sağlayan en önemli metoddur.
Yarışma iş dünyası ve üniversite öğrencilerini bir araya getiriyor ve geleceğin profesyonellerini yetiştirmek için aracılık ediyor.
Herkese faydalı olması dileğiyle
Rakibimiz olmanızı bekleriz:)))
Gönderen ceoyavuz zaman: 2:53 AM 0 yorum
Etiketler: GMC, management, yönetim
Çinden Mal Getirmek
Her önüne gelen Çinden mal getirmeye çalışıyor bunu artık normal alışveriş gibi tahtakaleye gidip alışveriş yapmak zannediyorlar. Birincisi Çinlilere güvenerek iş yapmayın. İkincisi ise burası Çin avrupa ile yaptığınız bütün ticaret kurallarını unutun Çinin kendine özgü bir kültürü binlerce yıllık geçmiş bir tarihi var. Türk firmaları avrupalı firmalara göre Çinde daha avantajlılardır. Bunun sebebi eski zamanlarda yapmış olduğumuz savaşlar sırasından gelen bir kültür etkileşimi ve kökenlerimizin Orta asyada yaşamış olmasından kaynaklanmaktadır. Bunu Çine ayak bastığınız ilk anda hissedeceksiniz. Biz öncelikle çinden herhangi bir ürün getimek isteyenlere Çin hakkında mutlaka araştıma yapmalarını öneriyoruz. Türkiyede Çince bilenlerin sayısı az olsa da ben çok Çince bilene rastladım. Bunlardan yardım alabilirsiniz tabi bende müsait olduğum zamanlar yardımcı olabilirim.


